Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davası
İçindekiler
- 1 Yargılama Süreci ve Sonuçları
- 2 Mirastan Çıkarmanın İptali Davasında Taraflar
- 3 Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasında İspat Yükü
- 4 Mirastan Çıkarmanın İptali Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
- 5 Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre
- 6 Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) İptali Davasında İspat Yükü Kimdedir?
- 7 Mirastan Çıkarma Sebebi İspatlanamazsa Ne Olur?
- 8 Sonuç
Mirasçılıktan çıkarma işleminin gerçekleştirileceği ölüme bağlı tasarrufta mutlaka mirasçılıktan çıkarma sebebinin belirtilmesi gerektiğini, aksi takdirde mirasçılıktan çıkarılan mirasçının itirazı üzerinde mirasbırakanın iradesine aykırı sonuçların meydana gelebileceğini belirtmiştik. Bu husus da Medeni Kanunumuzun 512. maddesinde düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 512. Maddesine Göre:
“Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir. Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.”
Mirasçılıktan çıkarılan mirasçı tarafından mirasçılıktan çıkarma işleminin iptali davası açılabilecektir. Bu davada mirastan çıkarılan mirasçı tarafından mirasçılıktan çıkarma sebebinin gerçekleşmemiş olduğu ya da ölüme bağlı tasarrufta herhangi bir mirasçılıktan çıkarma sebebinin gösterilmemiş olduğu hususu ileri sürülebilir.
Bununla birlikte, vasiyetnamenin iptali sebeplerinin mevcut olması durumunda doğrudan vasiyetnamenin iptali davası da açılabilir. Örneğin mirasbırakan tarafından mirastan çıkarma işleminin gerçekleştirildiği ölüme bağlı tasarrufun usulüne uygun olarak düzenlenmediği, gerekli şartların sağlanmadığı (resmi vasiyetnamede iki tanık bulunmaması veya tanıkların kanunda yer alan nitelikleri sağlamaması ya da murisin yaşı sebebiyle vasiyetname tarihinde sağlık raporunun bulunması gerektiğine rağmen sağlık raporu alınmaksızın vasiyetname düzenlenmiş olması gibi) iddiasında bulunulabilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddede vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır.
- Ehliyetsizlik,
- Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması,
- Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması,
- Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması halleridir.
Türk Medeni Kanunu’nun 512/2. maddesine göre; Mirastan çıkarmanın iptali davasında mirasbırakanın gösterdiği sebebin varlığını ve doğruluğunu, çıkarmadan yararlanan, yani mirastan çıkarma dolayısıyla kendisine miras payı kalan vasiyet alacaklısı ispat etmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 512/3. maddesine göre; Sebebin varlığının ispat edilememesi veya çıkarma sebebinin tasarrufta belirtilmemiş olması hallerinde mirasçının saklı payı korunur, ancak saklı pay dışında kalan ve mirasbırakanın tasarruf nisabı kapsamında kalan tasarrufun geçerli olduğunun kabulü gerekir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Vasiyetnamenin İptali Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Yargılama Süreci ve Sonuçları
Ölüme bağlı tasarruflara ilişkin genel iptal sebepleri TMK m. 557’de belirtilmiştir. Buna göre tasarruf miras bırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa; yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa; tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise ve tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa iptali talep edilebilir. Mirastan çıkarma davasında davacı, mirasçılık sıfatını kaybeden ve ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan kişidir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun menfaat sağladığı kişiye karşı açılır. Davacının talebi, ölüme bağlı tasarrufun ve dolayısıyla mirasçılıktan çıkarma işleminin iptal edilmesi olacaktır. Davacı buna dayanak olarak yukarıda belirttiğimiz genel nedenlerin yanında özel nedenler olan çıkarma sebebinin gerçekleşmediği veya ölüme bağlı tasarrufta gösterilmediği ya da miras bırakanın bu neden hakkında yanılgıya düşmüş olduğu iddialarını gösterebilir. İptal davasının kabulü halinde davacı mirasçılık sıfatını ve miras payını geçmişe dönük olarak miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren kazanır. Mirasçılıktan çıkarma iptali davası, bir yönüyle vasiyetnamenin belli bir hükmünün (mirastan çıkarma hükmünün) iptali niteliğindedir. Bu dava, klasik bir hukuk yargılaması süreçlerine tabidir ve şu şekilde ilerler:
- Davanın Açılması: Yukarıda belirtildiği gibi, davacı (çıkarılan mirasçı) murisin son yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bir dava dilekçesi ile davayı başlatır. Dilekçede, vasiyetnamedeki mirastan çıkarma kararının geçersiz olduğu nedenleriyle açıklanır ve miras payının kendisine verilmesi talep edilir. Davalı olarak genellikle mirastan çıkarma işleminden yarar sağlayan mirasçılar yazılır.
- Cevap ve Delil Aşaması : Davalı konumdaki mirasçılar, davaya cevap dilekçesi sunarlar. Bu dilekçede, murisin mirastan çıkarma kararının haklı olduğunu savunurlar ve vasiyetnamedeki gerekçeyi destekleyen delillerini bildirirler.
- Mahkeme İncelemesi : Mahkeme, toplanan delillere göre durumu değerlendirir. Gerekiyorsa tanıkları dinler, resmi belge ve kayıtları inceler. Örneğin aile içi şiddet iddiası varsa, ilgili zamanda bir hastane kaydı veya darp raporu var mı bakılır. İhmal iddiası varsa, mirasbırakanın bakım ihtiyacı olup olmadığı, davacının buna rağmen ilgilenip ilgilenmediği araştırılır. Taraflar arasındaki mektuplar, e-postalar, tanık ifadeleri ışığında, vasiyetnamedeki sebebin doğruluğu netleştirilmeye çalışılır.
- Karar Aşaması : Tüm deliller değerlendirildikten sonra mahkeme kararını verir. Karar genellikle iki ihtimalden birine varır:
- Çıkarma Geçerli Bulunursa : Eğer mahkeme, vasiyetnamedeki çıkarma sebebinin gerçek ve yeterli olduğuna kanaat getirirse, davayı reddeder. Bu durumda mirastan çıkarma tasarrufu aynen geçerli kalır. Davacı, mirastan hiçbir pay alamaz.
- Çıkarma Geçersiz Sayılırsa : Mahkeme, çıkarma sebebinin kanuna uygun olmadığını veya ispatlanamadığını belirlerse, davayı kabul eder. Bu durumda vasiyetnamenin ilgili hükmü (mirasçıyı çıkaran kısmı) iptal edilmiş olur. Davacı, sanki hiç mirastan çıkarılmamış gibi, murisin mirasından saklı payını veya yasal payını alır. Karar neticesinde mahkeme, mirasın paylaşımının buna göre düzeltilmesine hükmeder.
- Kararın Uygulanması : Mahkemenin kararı kesinleştikten sonra, miras paylaşımı buna uygun şekilde yeniden yapılmalıdır. Tereke henüz paylaşılmamışsa, karar doğrultusunda paylaşım yapılır. Dava süresince diğer mirasçılar terekeyi bölüşmüş ya da tüketmişse, davacı saklı payını onlardan talep edebilir. Gerekirse icra takibi veya ek davalarla bu pay tahsil edilir. Mahkeme kararı, çıkarılan mirasçının hakkı olan kısmın aynen teslimini sağlar.
- Yargılama Süresi : Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) İptali Davaların süreleri, davanın karmaşıklığına ve delillerin durumuna göre değişir. Çoğu zaman birden fazla duruşma yapılması, tanıkların dinlenmesi, gerekirse uzman raporu alınması gerekebilir. Yaklaşık olarak bir mirastan çıkarma iptal davası ilk derece mahkemesinde 1-2 yıl kadar sürebilir. Taraflar temyize giderse süreç daha da uzayabilir.
- Davanın Masrafları : Miras davaları, nispi harca tabidir. Dava konusu değer, genellikle davacının talep ettiği miras payının değeri olduğu için, belli bir harç ve masraf yatırılması gerekir. Davayı kazanan taraf, yargılama giderlerini kaybeden taraftan talep edebilir. Bu nedenle, haksız yere bir mirasçıyı mirastan çıkarmaya çalışan mirasçılar, davayı kaybettiklerinde maddi olarak da sorumlu olacaktır.
DİKKAT : Yargılama süresi boyunca davacı olan mirasçı, terekenin korunması için mahkemeden tedbirler talep edebilir (örneğin taşınmazların satılmaması gibi).
Mirastan Çıkarmanın İptali Davasında Taraflar
Mirastan çıkarılmış olan mirasçı tarafından, mirasbırakanın kanuni mirasçılarına ve varsa ıskat edilen mirasçının altsoyuna karşı açılır.
Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasında İspat Yükü
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davalarında mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak gösterilen sebebin hakikaten gerçekleşmiş olup olmadığının ispatı, davalıların yükümlülüğündedir. Bu nedenle, daha önce yukarıda da değinmiş olduğumuz gibi mirasçılarından birini mirasçılıktan çıkarma iradesi taşıyan mirasbırakan, mutlaka bu durumdan diğer mirasçılarını veya lehine mirasçılıktan çıkarmaya dair ölüme bağlı tasarrufu yaptığı kişileri konuya ilişkin olarak bilgilendirmeli ve mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin varlığını ispatlayan nitelikte delilleri de bu kişilere sağlamalıdır.
Mirastan Çıkarmanın İptali Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise, Türk Medeni Kanunu’nun 576/2. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 11. maddesi uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Mirasçılıktan Çıkarmanın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre
Mirasçılıktan çıkarmanın (Iskat) iptali davası çıkarılan mirasçının tasarrufun iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Her halükarda, vasiyetnamenin açılmasının üzerinden iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl geçmekle dava hakkı düşer.
DİKKAT : Bir yıllık süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; yani hakimin resen dikkate alacağı, durmayan ve kesilmeyen bir süredir. Sürenin bir gün dahi kaçırılması halinde mirasçının tüm hakları sonsuza dek ortadan kalkar.
Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) İptali Davasında İspat Yükü Kimdedir?
Mirasçılıktan çıkarma davalarında davanın seyrini belirleyen en hayati unsur, Türk Medeni Kanunu’nun Madde 512’de düzenlenen ispat yükü kuralıdır. Medeni usul hukukunun genel prensibi “iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir” kuralı iken Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) İptali Davasında yasa koyucu bu kuralı tersine çevirmiştir. Burada Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) haksız olduğunu ileri süren davacı mirasçı değil; çıkarmadan yararlanan mirasçılar veya vasiyet alacaklıları ıskat sebebinin gerçek olduğunu, fiilin işlendiğini ve yasal şartları taşıdığını ispat etmekle yükümlüdür.
DİKKAT : Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) İptali Davasında İspat Yükü çıkarılan mirasçıdadır. Bunun sebebi ise; Mirasbırakan ölmüştür, iradesinin arkasındaki gerçeği mahkemeye sunamaz. Çıkarılan mirasçı ise “ben bu suçu işlemedim” diyerek olumsuz bir durumu ispatlamakta zorlanacaktır. Bu nedenle kanun, mirastan payı artan kişilere (davalılara) bu yükü yüklemiştir. Örneğin; mirasbırakan vasiyetnamesinde “Oğlum bana şiddet uyguladığı için onu mirastan çıkarıyorum” demişse ve oğul iptal davası açmışsa; mahkemede davacı oğul “ben şiddet uygulamadım” diye bir ispat çabasına girmek zorunda değildir.
Tam aksine, terekenin davalı olan mirasçıları, davacının babalarına gerçekten şiddet uyguladığını tanık beyanları, darp ve hastane raporları, polis tutanakları, savcılık şikayet dilekçeleri gibi somut ispat araçlarıyla mahkemeye kanıtlamak zorundadır. Davalı taraf bu somut sebepleri ispatlayamazsa mahkeme mirasçılıktan çıkarma işlemini geçersiz sayar. Tanık beyanları burada çok kritiktir ancak tanıkların duyuma dayalı değil, bizzat görgüye dayalı şahitlik yapmaları gerekir.
Mirastan Çıkarma Sebebi İspatlanamazsa Ne Olur?
Mirasbırakan vasiyetnamede geçerli bir sebep göstermiş ancak bu sebep davalılar tarafından yargılama aşamasında ispatlanamamışsa (veya vasiyetnamede şeklen bir sebep yazılmamışsa) işlem tamamen iptal edilip muris hiç vasiyetname yapmamış gibi yasal miras paylarına dönülmez. Kanun koyucu mirasbırakanın iradesine kısmi bir saygı göstererek tahvil kuralını işletir.
İspatlanamayan ıskat durumlarında mahkeme davayı kendiliğinden bir Tenkis Davasına dönüştürür. Mirasçılıktan çıkarılan kişi bu durumda yasal miras payının tamamını alamaz; sadece ve sadece saklı payını geri alır. Kendi miras payının, saklı payı aşan kısmı, vasiyetnamede lehine tasarruf yapılan kişide kalmaya devam eder.
DİKKAT : Mirasbırakanın vasiyetnameyi yazarken çıkarma sebebinde açık bir yanılma içinde olduğu ortaya çıkarsa durum değişir. Örneğin, muris “kasamdaki paraları çaldığı için oğlumu çıkarıyorum” demişse ancak ceza yargılaması sonucunda hırsızlığı oğlunun değil dışarıdan bir şahsın yaptığı kesinleşmiş ise burada murisin açık bir yanılgısı vardır. Bu durumda işlem tenkise dönüşmez, tamamen geçersiz olur ve mirasçı saklı payını değil, yasal miras payının tamamını geri alır.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Sonuç
Mirasçılıktan Çıkarmanın (Iskat) İptali Davası, mirasçılıktan çıkarılan mirasçının haklarını korumak amacıyla açılan bir dava türüdür. Davada, mirasbırakanın tasarrufunun hukuka uygunluğu veya çıkarma sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği önemli birer sorundur. İptal davası sürecinde, mahkeme tarafından yapılacak değerlendirmeler, tarafların delillerine dayanır ve adil bir şekilde sonuçlandırılması gerekir. Sürecin en başından itibaren hak kaybına uğramamak için bizimle İLETİŞİM geçiniz.






