İş Kazasının Tespiti Davası
İçindekiler
İş kazası nedeniyle işçiye çeşitli haklar tanınmıştır. Bunların başında: geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik ödeneği, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat gibi hak ve alacaklar gelmektedir. Ancak tüm bu hak ve alacaklar, işçinin yaşadığı kaza olayın hukuken “iş kazası” niteliğine sahip olmasını gerektirmektedir. Örneğin, SGK tarafından iş kazası olarak nitelendirilmemiş olan bir olaya ilişkin olarak iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açan işçiye, öncelikle iş kazasının tespiti davasını açması için süre verilmekte ve bu husus tazminat davası açısından bekletici mesele yapılmaktadır.
Bir kazanın iş kazası niteliğinde olup olmadığı olgusunun tespitinde öncelik, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tespitidir. İşveren, 3 günlük yasal süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na iş kazası bildiriminde bulunmalıdır. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yaşanan olayın iş kazası olarak kabul edilmemesi durumunda işçi tarafından olayın iş kazası olduğunun tespitine yönelik olarak dava açılabilir.
İş Kazasının Tespiti Davası Hangi Hallerde Açılır ?
Bu davanın açılabilmesi için şu iki durumdan birinin gerçekleşmiş olması gerekir:
İş Kazasının SGK’ya Bildirilmemesi Halinde
Meydana gelen iş kazası için gerekli bildirimler yapılmaz ise Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına bu durum hiç işlenmemiş olacak ve dolayısıyla işçiye bağlanması gereken ücretler bağlanmayacak ve haklar tahsis edilemeyecektir. Bu halde işçi, iş kazası avukatı aracılığıyla veya bizzat başvurarak iş kazası nedeniyle maddi tazminat ve manevi tazminat talebi ile İş Mahkemesi’ne dava açarsa, ilgili Mahkeme SGK’nın gerekli işlemleri yapmaması nedeniyle bu durumu bir ön mesele haline getirecektir.
SGK tarafından Yapılan Soruşturmada Kazanın İş Kazası Olmadığının Tespiti Halinde
İş kazasının meydana gelmesi sonrasında işveren gerekli bildirimleri kolluğa ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapmalıdır. Bu bildirimler sonrasında Sosyal Güvenlik Kurumu, müfettişleri aracılığıyla meydana gelen kazanın iş kazası olup olmadığını denetleyecek ve bir karar verecektir. Verilen kararda meydana gelen kazanın iş kazası olmadığı kanaatine varılırsa buna dair evrak tanzim edilecek ve taraflara tebliğ edilecektir. Bu noktada işçi, iş kazası avukatı aracılığıyla veya bizzat dava açarak iş kazasının tespitini talep etmelidir.
İş Kazası Tespit Davası Tarafları
İş kazası tespit davasında olayın iş kazası ya da meslek hastalığı olmadığına ilişkin kurum kararlarına karşı, kazanın mağduru olan işçi davacı konumundadır. Bu halde ise davalı taraf Sosyal Güvenlik Kurumu ve işverendir. Ancak kurumun, iş kazası ya da meslek hastalığı olduğunu tespit eden kararının yanlış olduğuna ilişkin davalarda ise davacı işverendir. Davalı işçi ya da hak sahipleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu’dur.
İş Kazası Tespit Davası Kime Karşı Açılır?
İş kazasının tespit istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hüküm gerek işverenin gerekse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hak alanını etkileyeceğinden işveren ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dolayısıyla iş kazası tespit davası husumetlisi olarak Sosyal Güvenlik Kurumu ve İşverene karşı açılır.
İş Kazası Tespit Davası Nasıl Açılır?
İş kazası tespiti davası, işçinin veya hak sahiplerinin iş kazasının resmi olarak tespit edilmesini sağlamak amacıyla açtığı bir dava türüdür. Bu dava, genellikle işverenin iş kazasını SGK’ya bildirmemesi veya SGK’nın iş kazasını kabul etmemesi durumunda açılmaktadır.
Dava Açma Süreci
Davanın Hazırlanması
- İş kazasının gerçekleştiğini gösteren tüm delillerin toplanması gerekmektedir (tanık ifadeleri, hastane raporları, güvenlik kamerası görüntüleri vb.
- İşçinin veya hak sahiplerinin iş kazasının SGK tarafından reddedildiğine dair belgeleri alması gerekmektedir.
Yetkili İş Mahkemesine Dava Dilekçesi İle Başvuru Yapılması
- İş kazası tespit davası, iş kazasının meydana geldiği yer mahkemesine veya işçinin ikamet ettiği yer mahkemesine açılabilir.
- Dava dilekçesi, iş kazasının tüm detaylarını içermeli ve deliller açıkça belirtilmelidir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “İş Kazası Tespit Davası Dilekçe Örneği” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Mahkemenin Delil Toplaması ve Bilirkişi Raporları
- Mahkeme, delilleri inceleyerek gerekirse bilirkişi raporu ve SOK müfettiş raporları talep edebilir.
- İş kazasının iş yerinde veya iş ile bağlantılı bir şekilde meydana geldiğini gösteren tüm veriler incelenir.
Tanıkların ve Tarafların İfadeleri Alınır
- İş kazasına şahit olan iş arkadaşları veya diğer tanıklar mahkeme tarafından dinlenir,
- İşverenin beyanı alınarak iş kazasının nasıl gerçekleştiği konusunda işverenin savunması dinlenir.
Kararın Açıklanması
- Mahkeme, kazanın iş kazası olup olmadığına dair bir karar verir.
- Eğer mahkeme kazanın iş kazası olduğuna hükmederse, SGK bu karara uyarak işçiye veya hak sahiplerine geçici iş göremezlik ödeneği, maluliyet tazminatı veya ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı bağlamak zorundadır.
Zamanaşımı Süresi
İş kazasının tespiti davalarında Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca
“Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır”
İş kazasının tespiti davası, iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmalıdır. İş kazasına ilişkin tespit yapılmadan maddi-manevi tazminat davası açıldığı takdirde, iş kazasının tespiti davasının kesinleşmesini beklenilmelidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Mahkemelerin görevi dava konusuna göre belirlenir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlıklarda genel görevli mahkeme olan İş Mahkemeleri görevlidir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, iş kazasının tespiti davalarında davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
İş Kazası Tespitinin İşçinin Hakları Açısından Önemi
İşçi açısından yaşanılan bir olayın iş kazası olduğunun yasal olarak tespitinde çok önemli hak ve menfaatler söz konusu olmaktadır. Bunların başında: İş kazası nedeniyle işverenden alınması muhtemel olan maddi ve manevi tazminat, geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik ödeneği, ölüm geliri, ölenin yakınlarına cenaze yardımı, ölenin yakınlarından gelir bağlanan kız çocuklarına evlenme yardımı gibi haklar gelmektedir.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, iş kazası tespiti yalnızca işçiyi etkilememekte; eğer meydana gelen iş kazası sonucunda işçi vefat etmişse, işçinin yakınları açısından da çeşitli sosyal hak ve güvencelerin elde edinilebilmesi açısından önem arz etmektedir.
Maddi ve Manevi Tazminat
İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulabilmesinin ön şartı, yaşanılan olayın iş kazası olduğuna ilişkin olarak resmi bir kabulün mevcut olmasıdır. Bunun için Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kabulü yeterli olmaktaysa da, yukarıda belirtmiş olduğumuz nedenlerle Kurum tarafından olayın iş kazası olarak nitelendirilmemesi durumunda iş kazasının tespiti davası açılması gerekir.
Yaşanan kaza olayın iş kazası olduğuna ilişkin bir tespit söz konusu olmaksızın, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açılması durumunda davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuruda bulunması ve başvurudan sonuç alamaması halinde iş kazası tespiti davası açması için süre verilir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Geçici İş Göremezlik Ödeneği
Geçici iş göremezlik, iş kazası durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süreleri müddetince geçici olarak çalışamama halidir. İşçinin iş kazası nedeniyle geçici olarak çalışamadığı bu sürelere istinaden, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçiye “geçici iş göremezlik ödeneği” adı altında parasal yardım sağlanır.
Sürekli İş Göremezlik Geliri
İş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azalmış bulunduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık kurulları tarafından verilen raporlarla tespit edilen işçilere Kurum tarafından bağlanan gelirdir.
Maluliyet ve Malul Aylığı
Malul, sakat veya hasta kimse anlamına gelen kelimedir. İş kazalarına ilişkin uygulamalarda maluliyetin şartları:
- İş kazası neticesinde çalışma gücünü veya meslekte kazanma gücünü en az %60 yitirmiş olmak,
- 10 yıllık sigorta süresini ve 1800 prim gününü doldurmuş olmak
şeklinde kısaca sayılabilir. Tabii belirtmemiz gerekir ki: Esasen malul aylığına hak kazanılabilmesi için işçinin çalışma gücü ya da meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalmanın spesifik olarak iş kazası olması gerekmemekte, %60 oranı ile üzerinde azalma meydana gelmiş olması yeterlidir. Ancak çalışma veya meslekte kazanma gücünde meydana gelen azalma iş kazası sonucunda da meydana gelmiş olsa, %60 oran şartının diğer şartlarla birlikte mevcut olması halinde kişi malul sayılmaktadır.
Diğer Sosyal Hak ve Güvenceler
Tüm bu yukarıda saymış olduklarımıza ek olarak, yaşanılan bir kaza olayın iş kazası olarak nitelendirilmesinde çok daha fazla hak ve güvencenin kazanımı veya kaybedilmesi söz konusu olabilir. Örneğin: İş kazası sonucunda vefat eden işçinin yakınlarına bağlanacak olan ölüm geliri, ölenin gelir bağlanmış olan kız çocuklarına verilecek olan evlenme yardımı gibi haklar, yaşanılan olayın iş kazası olarak nitelendirilmesine bağlı sonuç doğurabilmektedir.
Sonuç
İş kazasının tespiti davasının başarıyla sonuçlanması, sadece SGK’dan gelir bağlanmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda işverene karşı açılacak maddi ve manevi tazminat davası için de sağlam bir zemin oluşturur. Zira tespit davasında olayın iş kazası olduğu kesin hükümle sabitlendiğinde, tazminat davasında bu husus yeniden tartışılamaz. Davanın karmaşık usul kuralları, zorunlu dava arkadaşlığı ve ispat zorlukları göz önüne alındığında, sürecin en başından itibaren bizimle İLETİŞİM geçiniz.






