İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası
İçindekiler
İş Kazası, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda işyerinde veya iş nedeniyle meydana gelen, vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren veya ölüme sebebiyet veren olay şeklinde tanımlanmıştır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda ise hangi hallerin iş kazası olarak kabul edileceği detaylı olarak düzenlenmiştir. İş Kazası olarak kabul edilen bir olayın meydana gelmesi halinde iş kazasının ağırlığına göre kusurlu işveren, taşeron ve alt işverenden maddi ve manevi tazminat talep edilmesi mümkündür. Gerçekleşen iş kazasından dolayı işçinin yaralanması halinde işçi maddi tazminat, geçici iş göremezlik tazminatı, daimi sakatlık yani sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat talep edilebilecektir. Gerçekleşen iş kazasından dolayı işçinin ölmesi halinde ise işçinin mirasçıları ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler maddi tazminat ve manevi tazminat ile destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecektir.
İş Kazası Bildirimi
iş Kazası 6331 sayılı iş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda yer alan şekliyle işyerinde veya işin yürütülmesinden dolayı meydana gelen, işçinin ruhen veya bedenen vücut bütünlüğüne zarar veren veya işçinin ölümüne neden olan kazalara denilmektedir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca da iş kazası sigortalı işçinin işyerinde geçirdiği veya işveren tarafından verilen talimatla yürütülen veya başka bir yerde icra edilen iş dolayısıyla gerçekleşmesi mümkündür. Aynı zamanda bebek emziren sigortalı kadının çocuğa süt verdiği veya servis ile işin yapıldığı yere gidilip gelinmesi sırasında meydana gelen kazalar da iş kazası sayılmaktadır.
Gerçekleşen bir kaza, iş kazası sayıldığında buna bağlı olarak işveren aleyhine tazminat talebinde bulunulabilir Tazminat istemi için iş yerinde bir kazanın gerçekleşmesi yeterli bir sebeptir, Bunun için işçinin kaza nedeniyle uğradığı bedensel ve ruhsal zarar ile iş yerinde veya işyeri sayılan yerlerde gerçekleşen iş kazası arasında bir illiyet bağlantısı bulunmalıdır.
Bir iş kazası gerçekleştiğinde bu kazanın ilgili kurumlara mutlaka bildirilmesi gerekmektedir, İşveren tarafından derhal kolluk kuvvetlerine (emniyet, polis) derhal bildirimde bulunulmalıdır. Bunun yanında Sosyal Güvenlik Kurumuna da kazanın gerçekleşmesinden itibaren süre olarak 3 (üç) iş günü içerisinde e-devlet üzerinden veya online SGK internet sayfası üzerinden bildirimin yapılması gerekmektedir.
Eğer iş kazası işyeri dışında gerçekleşmiş ise ya da işveren kontrolü dışında gerçekleşmiş ise bildirim için yukarıdaki süreler kazadan itibaren değil, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer işveren tarafından bildirimde bulunulmamış ise kaza geçiren işçi tarafından bildirim yapılmalıdır. İşverenin iş kazasını süresinde bildirmediği takdirde cezai olarak sorumluluğu söz konusudur,
İş Kazası Sayılan Haller Nelerdir?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 13. maddesine göre iş kazası sayılan ve tazminat davası açılabilecek haller şunlardır:
- İşçinin işverene ait işyerinde bulunduğu sırada uğradığı her türlü bedensel veya ruhsal zararlar iş kazası sayılır. İşçinin ne şekilde yaralandığı veya öldüğünün önemi yoktur. İşçinin maruz kaldığı olay işyerinde gerçekleşmişse, iş kazası olarak kabul edilir ve tazminat davasına konu edilebilir. Örneğin, kalp krizi işyerinde gerçekleştiği takdirde Yargıtay tarafından, sadece bu nedenle iş kazası olarak kabul edilmektedir.
- Bir işverene bağlı olarak çalışan işçinin görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda işçinin maruz kaldığı fiiller iş kazası olup tazminat davasına konu olabilir.
- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle işçi kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle gerçekleşen her türlü olay iş kazası olarak tazminat davasına konu olabilir.
- Emziren kadın işçinin, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda maruz kaldığı kazalar iş kazasıdır. Örneğin, çocuğunu emzirdiği sırada üst balkondan düşen bir sandalye ile yaralanan işçi, işverene iş kazası tazminat davası açabilir.
- İşçinin, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen her türlü kaza iş kazasıdır. Uygulamada, bu tarz kazalara trafik iş kazası denilmektedir.
İş Kazası Halinde Açılacak Davalar Nelerdir ?
İş kazasının meydana gelmesiyle birlikte, işçinin yaralanması, ölümü hallerinde ilgili kolluk birimi ve Cumhuriyet Savcısı gerekli soruşturmayı yaparak ilgililer aleyhine ceza davası açacaktır. Bunun yanı sıra işçi veya mirasçıları (işçinin ölümü halinde) tarafından da hukuk davaları açılabilecek, tazminata yönelik talepler istenebilecektir. Görevli ve yetkili mahkemede açılacak maddi tazminat davası ve manevi tazminat davası gibi davalar, iş kazası temelli olacak ve iş kazası neticesinde işçinin uğramış olduğu maddi manevi zararı tazmin etme amacı taşıyacaktır.
Bunun yanı sıra iş kazası halinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılacak rücu davaları da söz konusudur. Bu davalarda kusurun işverene ait olması veya üçüncü bir kişiye veya işçiye ait olması hallerinde Kurum, ödemiş olduğu bedeller için rücu edebilecek ve bunu dava konusu yapabilecektir. Netice itibariyle iş kazası neticesinde açılacak 3 adet dava tipi mevcuttur :
- Ceza Soruşturması ve Ceza Davası
- Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Açılacak Rücu Davaları
- Maddi ve Manevi Tazminat Davası
İş Kazası Neticesinde Ceza Soruşturması
İş kazasının meydana gelmesiyle birlikte bağlı olunan kolluk birimine işveren tarafından bildirim yapılmalıdır. Bağlı olunan kolluk birimi polis olabileceği gibi jandarma da olabilir. Bildirimin yapılmasıyla birlikte ilgili iş kazası için dosya açılacak ve kolluk birimleri tarafından tahkikat aşamasına geçilecektir. Burada bir ölümün varlığı halinde dosya ile bizzat Cumhuriyet Savcısı ilgilenecek ve şayet kusurlu şahısların tespiti ile birlikte bu kusurlu kişiler aleyhine ceza davası açacaktır.
İş kazası nedeniyle ölüm meydana gelmesi halinde, şayet ilgililere kusur atfedilebilmişse Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği ceza davası açılacak ve şirket yetkilileri ve sorumlulukları tespit edilen şahıslar sanık olarak yargılanacaklardır.
İş Kazası Neticesinde SGK Tarafından Açılacak Rücu Davaları
İş kazası neticesinde kusur oranlarının belirlenmesi ve işçiye, üçüncü kişiye veya işverene kusur izafe edilmesi söz konusu olacaktır. Bu kusur oranları neticesinde işçiye, geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde gerekli yardımlar yapılacak, aylık bağlanacak ve işçinin maddi açıdan tatmini sağlanmaya çalışılacaktır. Nitekim bu yardım Kurum tarafından karşılanacak ve Kurum da kusurları oranında ilgililere rücu edecektir.
İş kazası neticesinde, iş kazası geçiren işçinin sigortasının başlatılmamış olması, primlerinin yatırılmamış olması vb. durumlarda iş kazası ödenekleri için Kurum gerekli ödemeyi yapacak fakat işverenin usuli kusurları nedeniyle işverene rücu etme hakkına sahip olacaktır.
İş kazası neticesinde kusur oranları belirlenirken meydana gelen iş kazası işverenin kasti hareketiyle meydana gelmiş olabilir. Yine işverenin işçilerin sağlığını korumaya yönelik düzenlemelere uymaması, mevzuatın gerektirdiklerini yerine getirmemesi nedeniyle de iş kazası meydana gelmiş olabilir. Son olarak iş kazası, işverenin Türk Ceza Kanunu anlamında suç sayılır bir hareketi nedeniyle de meydana gelmiş olabilir. İşte bu üç halde de işverenin kusurlu olduğu açıktır. Kurum, kusurun işverende olması nedeniyle işverene rücu edebilecektir.
İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davaları
İş kazası nedeniyle tazminat davası açmadan önce, mutlaka yaşanan olayın iş kazası olduğunun tespiti sağlanmalıdır. Bunun için, aşağıda detaylı olarak açıklayacak olduğumuz üzere: Öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’na(SGK) başvuruda bulunulmalı, SGK’nın olayı iş kazası olarak kabul etmemesi durumunda ise iş kazasının tespiti davası açılmalıdır.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “İş Kazasının Tespiti Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz
İş Kazası Sebebiyle Maddi Tazminat
Geçirdiği iş kazası sonucunda yaralanarak hem fiziksel hem de ruhsal olarak zarar gören işçiye yaşamakta olduğu zararların tazmini amacıyla maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı tanınmıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun 53. Maddesiyle beraber, işçinin iş kazası nedeniyle bedensel zarar görmesi durumunda talep edilebilecek bazı tazminatlar şu şekildedir:
İşçi, iş kazası nedeniyle bedensel zarara uğraması halinde aşağıdaki zarar kalemlerini iş kazası davasında maddi tazminat olarak talep edebilmektedir:
- Tedavi Giderleri
- Geçici Olarak Çalışamadığı Döneme İlişkin Kazanç Kaybı
- İş Kazası Nedeniyle Sürekli İş Göremezliğin Ortaya Çıkması Halinde Bundan Doğan Kayıplar
- Ekonomik Geleceğinin Sarsılmasından Doğan Kayıplar
İşçinin iş kazası nedeniyle ölmesi halinde ise aşağıda yer alan zarar kalemleri yakınları tarafından iş kazası davasında maddi tazminat olarak işverenden talep edilebilir:
- Cenaze Giderleri
- Ölüm Hemen Gerçekleşmemişse Uygulanan Tedavi Giderleri Ve Çalışma Gücünün Azalmasından ya da Yitirilmesinden Doğan Kayıplar.
- Ölenin Desteğinden Yoksun Kalanların Uğradığı Zararlar.
İş Kazası Sebebiyle Manevi Tazminat
İş kazası sonucu yaralanan işçi veya ölen işçinin yakınları manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. İş kazasının yol açtığı elem, keder, ızdırap, çeşitli ruhsal bozukluk ve sıkıntılardan ötürü olayın özellikleri de dikkate alınmak suretiyle işverenden uygun bir miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir. İşçi ağır bedensel zarar görmüşse veya ölmüşse işçinin yakınları da manevi tazminat talep edebilirler. Böylelikle hem fiziksel zarar gören işçi hem de ölüm halinde işçinin yakınları, manevi tazminat talebinde bulunma hakkına sahiptirler.
Genel olarak iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat, iş kazası sonucu yaşanan psikolojik acı ve sıkıntıyı telafi etmek amacıyla ödenir ve hakim manevi tazminat miktarını belirlerken yukarıda da belirttiğimiz gibi olayın ciddiyetini, işçinin yaşını ve diğer nedenleri de göz önünde bulundurur.
İş Kazası Tazminat Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazasına hangi mahkeme bakar davalarında iş mahkemeleri görevlidir. İş mahkemelerinin bulunmadığı yerde Asliye Hukuk Mahkemeleri (İş Mahkemesi sıfatıyla) yargılamayı yürütür.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 6. maddesinde iş uyuşmazlıklarında yer itibari ile yetkili iş mahkemelerini belirlemiştir. Buna göre;
- İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.
- Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.
- İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.( HMK md. 16)
Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir.
Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “yetki itirazının ileri sürülmesi” başlıklı 19’uncu maddesinde “yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir.
Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir.
Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası Dilekçe Örneği” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Zamanaşımı veya Hak Düşürücü Süreler
İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri, Türk Borçlar Kanunumuzun 146. maddesi gereği 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Türk Borçlar Kanunumuzun 146. Maddesine Göre:
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.”
Zamanaşımının başlangıç tarihi olarak, failin ve zararın öğrenildiği tarih esas alınmalıdır. Kaza mağduru işçinin zararı öğrenmesi demek: Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmak ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir.
Zorunlu veya İhtiyari Arabuluculuk
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunumuzun 3/3. maddesindeki açık hüküm gereğince iş kazası nedeniyle açılacak olan tazminat davaları açısından arabuluculuk dava şartı değildir. Sonuç olarak iş kazası nedeniyle açılacak olan tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk uygulaması söz konusu olmamaktadır. Dolayısıyla arabuluculuk süreci işletilmeksizin doğrudan iş kazası nedeniyle tazminat davası açılabilir.
Ancak bu belirtmiş olduğumuz hususlar, yalnızca dava şartı arabuluculuk sürecine ilişkindir. Taraflar, dava şartı olmasa dahi ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir ve aralarındaki uyuşmazlığı ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturabilir.
Sonuç
iş kazalarından doğan tazminat alacakları için iş kazası alanında uzman ve tecrübeli bir avukat, diğer deyişle iş kazası avukatı tutmak önem arz etmektedir. Zira iş kazalarında dosyanın sıkı takibi, tazminat miktarını etkileyen SGK raporları ve diğer sağlık raporları ile mahkeme aşamasında bilirkişi raporlarına beyan ve itirazların yazılması tecrübe ve uzmanlık gerektirmektedir. Dolayısıyla iş kazası ve meslek hastalıkları konusunda açacağınız tazminat davası için bizimle İLETİŞİM geçiniz.






