İştirak Nafakası
İçindekiler
- 1 İştirak Nafakasını Kimler Talep Edebilir?
- 2 İştirak Nafakası Nasıl Talep Edilir?
- 3 İştirak Nafakası Miktarının Belirlenmesi
- 4 İştirak Nafakasının Ödenme Biçimi ve Süresi
- 5 İştirak Nafakası Sona Ermesi
- 6 İştirak Nafakası Miktarının Artırılması veya Azaltılması
- 7 İştirak Nafakası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 8 Ergin Olan Çocukların Nafaka Talebinde Bulunması
- 9 İştirak Nafakasının Ödenmeye Başlanması
- 10 İştirak Nafakası Hangi Durumlarda Ödenmez?
- 11 İştirak Nafakasının Ödenmemesi Halinde Nafaka Alacaklısının Hakları
- 12 İştirak Nafakasının Yardım Nafakasına Dönüşmesi
- 13 Sonuç
İştirak nafakası, boşanma davasının veya ayrılık davasının sonunda müşterek çocuğun velayetini alan eşe, müşterek çocuğun giderlerine katılmak için diğer eş tarafından verilen nafaka türüdür. Böylece müşterek çocukların velayeti kendisine bırakılmamış olan eşin de müşterek çocukların sağlık, eğitim, barınma, giyim ve benzeri giderlerine mali gücü oranında katılımı sağlanmış olur. Nafakanın miktarına; çocuğun yaşı, giderleri ve gelirleri ile ebeveynlerin mali güçleri incelenerek hakim tarafından karar verilmektedir. İştirak nafakasının amacı, çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamak ve onun hayat standardını, aile bütünlüğü bozulmadan önceki seviyede tutmaya çalışmaktır. Böylece çocuğun üstün yararı ilkesi de gözetilmiş olacaktır.
Türk Medeni Kanunu’nun m.327’e göre: “Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.”
TMK’nın m.182/3’e göre; “Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.”
Türk Medeni Kanunu’nun m.318/3 ve 4’e göre; “Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”
İlerleyen dönemlerde enflasyondan dolayı nafaka miktarı düşük kalırsa nafaka artırımı, nafaka ödeme gücü azalırsa veya nafaka ihtiyacı azalırsa nafakanın azaltılmasını isteyebilir. Ayrıca şartları oluşmuşsa nafakanın kaldırılması dahi istenebilmektedir.
DİKKAT : Boşanma davası devam ederken hâkim çocuğun bakım ve gözetimi için tedbir nafakasına hükmeder. İştirak nafakası ise boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ödenmektedir. İştirak Nafakasında da hakim taleple bağlıdır, unutulmamalıdır.
İştirak Nafakasını Kimler Talep Edebilir?
İştirak Nafakası, boşanma davası neticesinde çocuğun velayeti kendisinde olmayan eş aleyhine çocuğun giderlerine katılmasını sağlamak üzere hükmedilen bir nafakadır. Türk Medeni Kanunu’nun m.329’e göre İştirak nafakası davası açabilecek kişiler aşağıda olduğu gibidir.
Fiili Olarak Çocuğa Bakan Eş,
Çocuğa Atanan Kayyım,
Vasi,
Ayırt Etme Gücüne (Temyiz Kudretine) Sahip Çocuk,
şeklinde sayılabilir.
Boşanma durumunda iştirak nafakası, tarafların birbirlerine karşı kusur durumu önemli değildir. Bu sebeple eşini aldatan kişi bile, boşanmayla birlikte müşterek çocuğun velayetini almışsa, diğer eşten iştirak nafakası almaya hak kazanabilmektedir.
DİKKAT : İştirak nafakası çocuğun velayeti olmayan ebeveyninin ödemek durumunda olacağı nafaka türüdür. Bu nedenle nafaka talebinde bulunma hakkı olan kişiler, nüfus kaydında çocuğun babası olarak kayıtlı bulunan kişiden, bu kişi esasen çocuğun biyolojik babası olmasa dahi iştirak nafakası talep edebilirler. Bununla birlikte, evlilik dışı dünyaya gelmiş ve babasıyla soybağı bulunmayan çocuk için iştirak nafakası talebinde bulunmak isteyen anne veya davacı sıfatı bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğu tanımaktan imtina eden biyolojik babaya karşı babalık davası açılabilir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Babalık Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
İştirak Nafakası Nasıl Talep Edilir?
İştirak nafakası, boşanma davası veya babalık davası gibi davalarla birlikte talep edilebileceği gibi, çocuğun ergin olduğu ana kadar ayrıca açılacak olan bir nafaka davası ile de talep edilebilecektir. İştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple de herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımına tabi değildir. Örneğin yoksulluk nafakası, boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde talep edilmektedir. Ancak iştirak nafakası, çocuğun üstün yararını ve kamu düzenini ilgilendirmesinden dolayı çocuk ergin oluncaya kadar açılabilecek olan bir nafaka davasıyla talep edilebilir.
İştirak nafakası, boşanma davasının her aşamasında yazılı veya sözlü olarak istenebilir. Ayrıca, boşanma davası sonucu verilen karar kesinleştikten sonra ayrı bir dava ile de talep edilebilmesi mümkündür.
DİKKAT : İştirak nafakası ayrı bir dava olarak talep edilirse, bu nafaka dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hükme bağlanmaktadır.
Genellikle boşanma davası ile birlikte iştirak nafakası da talep edilir. İştirak nafakası, boşanma davasının her aşamasında yazılı veya sözlü olarak istenebilir. Yargılama sonuçlanana kadar ve boşanma hükmü ile iştirak nafakasına ilişkin hüküm kesinleşinceye kadar tedbir nafakası yoluyla müşterek çocuğun giderlerinin karşılanması sağlanabilir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “İştirak Nafakası Davası Dilekçe Örneği” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
İştirak Nafakasının Boşanma Davasında Talep Edilmesi
İştirak nafakası hem çekişmeli hem de anlaşmalı boşanma davasında talep edilebilmektedir. Ancak her iki dava açısından iştirak nafakasının talep edilmesi ve hükme bağlanması yönünden birtakım farklılıklar söz konusu olmaktadır.
Çekişmeli Boşanmada İştirak Nafakası
İştirak Nafakası, müşterek çocuğun velayetini almaya hak kazanan eş lehine hükmedilmektedir. Bu nedenle çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası talebinde bulunan taraf, ayrıca müşterek çocuğun velayetinin de kendisine bırakılmasını talep etmiş ve velayete hak kazanmış olmalıdır. Çünkü iştirak nafakası, her ne kadar nafaka alacaklısı olan eşe ödenecek olan bir nafaka türü olsa da; iştirak nafakasının hükme bağlanmasının sebebi, müşterek çocuğun velayeti kendisine bırakılmamış olan eşin de çocuğun giderlerine geliri oranında katılımının sağlanmasıdır.
Çekişmeli boşanma davasında iştirak nafakası ve miktarı hakim tarafından karara bağlanır. Nafaka yükümlüsü tarafından ödenecek olan iştirak nafakasının miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, refah düzeylerine ve çocuğun eğitim, bakım, gözetim giderlerinin miktarı ile yaşına ve başkaca ilgili hususlara göre belirlenir. Dolayısıyla her somut olay kendi içinde değerlendirilmektedir. Bu sebeple her somut olayda miktar farklılık arz edebilmektedir.
Çekişmeli boşanma dava dilekçesinde taraflar; Yargılama boyunca müşterek çocuğun geçici velayetinin kendilerine bırakılmasını ve çocuğun giderlerinin karşılanması adına Türk Medeni Kanunu’nun m.169. hükmü uyarınca tedbir nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini, boşanmaya karar verilmesi durumunda velayetin kalıcı olarak kendilerine bırakılmasıyla birlikte iştirak nafakasına hükmedilmesine karar verilmesini talep edebilirler. Bununla birlikte çocuğun velayet durumu ve mali ihtiyaçları hem boşanma davası süresince hem de boşanma sonrasında güvence altına alınmış olur. Unutulmamalıdır ki; iştirak nafakasının karara bağlanabilmesi için talep gerekmektedir. Talep olmadan hakim resen karar veremez. Dava dilekçesinde talep edilen iştirak nafaka miktarı, çekişmeli boşanma davalarının uzun yıllar sürmesi dolayısıyla enflasyon koşullarının göz önünde bulundurulmasıyla talep edilmelidir.
Anlaşmalı Boşanmada İştirak Nafakası
Anlaşmalı boşanma; eşlerin boşanma, velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı konularında anlaşmaları durumunda açılmaktadır. Anlaşmalı boşanmada boşanma protokolüyle taraflar ödenecek nafaka miktarı konusunda anlaşmış olmaları gerekmektedir. Bu kapsamda anlaşmalı boşanmada çocuğa nafaka, tarafların bu konuda anlaşmalarına bağlı olmak üzere hükmedilir. Taraflar, çocuğa ödenecek nafakanın aylık 1.000-TL olması veya 100.000-TL olması konusunda diledikleri şekilde irade serbestisiyle anlaşabilirler.
Taraflar, anlaşmalı boşanma protokolünde nafakanın hangi para cinsi ile ödeneceğini dahi belirleyebilirler. Yapılacak bu anlaşma, çocuğun menfaatleri ile açıkça çelişmediği müddetçe hakim tarafından kabul edilmektedir. Ancak hakim, belirlenen nafakayı veya nafaka artış oranını uygun bulmazsa protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir. Bu durumda tarafların protokolde anlaşmalı boşanmada çocuğa nafaka konusundaki kısmı gözden geçirmesi gerekir.
Anlaşmalı boşanmada iştirak nafakası istenmemesi de mümkün olmaktadır. Anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen eşler, velayet hakkına sahip olmayan eşin iştirak nafakasını ödememesini kararlaştırabilirler. Ancak anlaşmalı boşanmanın kesinleşmesinden sonra velayet kendisinde bulunan taraf müşterek çocuk yararına iştirak nafakası davası açma hakkına sahiptir. Anlaşmalı boşanma sırasında iştirak nafakasından feragat edilmiş ise de boşanmadan sonra bir dava ile iştirak nafakası talep edilebilir. Bunun önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu durumun temel sebebi ise iştirak nafakasının kamu düzenine ilişkin bir hak olmasıdır.
DİKKAT : Anlaşmalı boşanma sonrası iştirak nafakası talep edilmesi mümkündür. Boşanma sonrasında müşterek çocuğun yeni ihtiyaçlarının doğması veya velayet hakkı kendisinde bulunan tarafın ekonomik durumunun kötüleşmesi durumlarında iştirak nafakası talep edilmesi mümkündür. Anlaşmalı boşanma davasında iştirak nafakasından feragat edilmiş olması da boşanma sonrasında iştirak nafakası davası açılmasına engel değildir. Boşanma sonrasında da müşterek çocuğun üstün menfaati gözetilerek iştirak nafakasına hükmedilebilmektedir.
İştirak Nafakasının Boşanmadan Sonra Talep Edilmesi
İştirak nafakası, boşanma davasında hüküm kurulması ve bu hükmün kesinleşmesinden sonra da talep edilmektedir. Yoksulluk nafakasından farklı olarak, boşanma davasının kesinleşmesinden sonra iştirak nafakası talep edilebilmesi için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. Müşterek çocuk 18 (on sekiz) yaşını doldurana kadar iştirak nafakası talebiyle dava açılabilmektedir. Çünkü daha önce de belirtmiş olduğumuz üzere iştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir. Ancak müşterek çocuğun 18 (on sekiz) yaşını doldurmasından sonra, müşterek çocuk 18 (on sekiz) yaşına gelene kadar geçen zaman dilimine istinaden geçmişe yönelik iştirak nafakası talep edilemez. Dolayısıyla boşanma davasında iştirak nafakası talep edilmemişse, boşanma davasının sona ermesi ve kesinleşmesi akabinde, hak ve alacakların güvence altına alınması için gecikmeksizin iştirak nafakası talebinde bulunulması önem arz etmektedir.
İştirak Nafakasının Babalık Davası ile Birlikte Talep Edilmesi
İştirak nafakası, çocuk ile arasında soybağı bulunmayan biyolojik babadan da talep edilebilmektedir. Ancak bunun için babalık davasının açılarak söz konusu kişiyle arasında soybağı ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Açılacak olan babalık davasında kurulacak olan hüküm ile birlikte iştirak nafakasına da hükmedilmesi talep edilebilir. Bu durumda babalık olasılığının kuvvetli olduğu yargılama esnasında hakim tarafından anlaşılması üzerine yargılama süresince çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasına istinaden tedbir nafakasına da hükmedilebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun m.333’e göre; “Babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hâkim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir.” denilmektedir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Babalık Davası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
İştirak Nafakası Miktarının Belirlenmesi
Çocuk için ödenecek nafaka miktarı; çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilmek suretiyle hakim tarafından Türk Medeni Kanunu’nun m.4’teki hususlar da dikkate alınmak üzere takdir edilir. Türk Medeni Kanunu’nun m. 330’a göre Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun varsa gelirleri de göz önünde bulundurulmaktadır. İlköğrenim çağındaki çocuk için kararlaştırılacak nafaka miktarı ile lise ya da üniversite çağındaki çocuk için kararlaştırılacak nafaka miktarı ya da mali durumu daha iyi olan eşin yanında kalan çocuk için kararlaştırılacak nafaka miktarı ile mali durumu daha kötü olan eşin yanında kalan çocuk için kararlaştırılacak nafaka miktarı aynı olmayacaktır. Bunun takdirini mahkeme dosya kapsamından inceleyerek resen karar verecektir.
Türk Medeni Kanunu’nun m.182/3’e göre hakim, tarafların istekleri halinde irat şeklinde ödenmesine karar verilen iştirak nafakasının ileriki yıllarda ne miktar arttırılacağını da kararında belirtebilir. Hakim, iştirak nafakasının, her yıl TEFE/TÜFE, DİE, Döviz Artış Kuru, Altın Fiyatları endeksine göre arttırılacağını kararında belirtmek sureti ile sonraki yıllarda ödenecek nafaka miktarını da belirleyebilir. Hakim gelecek yıllarda ödenecek nafaka miktarını belirlememiş olması ya da şartların değişmiş olması durumunda nafaka alacaklısı ya da nafaka borçlusu nafaka uyarlama davası açabilmektedir. (Mesela nafaka borçlusunun mali durumunun çok iyi hale gelmesi, çocuğun liseye, üniversiteye başlaması vs.)
İştirak Nafakasının Ödenme Biçimi ve Süresi
İştirak nafakası her ay peşin olarak ödenmektedir. Söz konusu durum Türk Medeni Kanunu’nun m.330/2’de; “Nafaka her ay peşin olarak ödenir.” şeklinde düzenlenmiştir. Eğer iştirak nafakası icraya konulmamışsa, nafaka alacaklısına ödenebilir. Ancak ilamlı icra takibine konu edilen iştirak nafakası için gerçekleştirilecek olan ödemeler ilgili icra dairesinin hesabına gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde mükerrer ödeme söz konusu olabilmektedir.
İştirak nafakasına hükmedilmiş olması durumunda, Türk Medeni Kanunu’nun m.328 ve m.331’e göre nafaka ödeme yükümlülüğü düzenlenmiştir; Müşterek çocuk ergin olana kadar veya durumun değişmesi nedeniyle hakim tarafından iştirak nafakası kaldırılıncaya kadar devam eder.
Türk Medeni Kanunu’nun m.328’e göre; “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”
Yukarıda belirttiğimiz Türk Medeni Kanunu’nun m.328/2 hükmüne göre; çocuğun ergin olmasından sonra eğitiminin devam ediyor olması durumunda anne ve babanın çocuğa bakma yükümlülüklerinin devam etmesi sebebiyle ergin olan ve ailesinden yeterli destek alamayan müşterek çocuğun bizzat kendisinin, anne veya babasına yönelik olarak yardım nafakası talebinde bulunabilmesi söz konusu olmaktadır.
Türk Medeni Kanunumuzun 331. Maddesine Göre: “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”
Bu maddeden de görüleceği üzere, iştirak nafakasına hükmedilmesini gerektiren durumların değişiklik göstermesi halinde, iştirak nafakası talep üzerine hakim tarafından da kaldırılabilmektedir.
İştirak Nafakası Sona Ermesi
İştirak Nafakası, çocuğun ölümü ile sona erer. Aynı zamanda TMK m.328’e göre çocuk için tahakkuk edecek nafaka, kural olarak çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erecektir. Bu durum çocuğun ergin olması nafaka borçlusunu dava açmadan nafaka borcundan kurtaracaktır. Fakat aynı maddenin 2. fıkrasında ise söz konusu bu kurala bir istisna getirilmiştir. Eğitimi devam eden çocuğa anne babasının güçleri yettiği ölçüde nafaka ödenmesi gerektiği düzenlemektedir. İştirak nafakası aynı zamanda nafaka borçlusu eşin ölümü ile de sona ermektedir. Ancak ödenmeyen nafaka borçları söz konusuysa ölen eşin mirasçıları terekeyi borçla birlikte iktisap etmiş olurlar.
DİKKAT : İştirak nafakası alacaklısı olan kadının veya erkeğin evlenmesi durumunda iştirak nafakası son bulmaz. Nafaka alacaklısının evlenmesi, iştirak nafakasının sona erme sebeplerinden biri değildir. Örneğin: Yoksulluk nafakası alacaklısı olan bir kadının evlenmesi durumunda yoksulluk nafakası son bulur; ancak bu örnekteki kadın, boşandığı eşinden olan müşterek çocukları için boşanmış olduğu eşinden iştirak nafakası da alıyorsa, yoksulluk nafakasından farklı olmak üzere kadının evlenmesi ile birlikte iştirak nafakası son bulmaz. Çünkü nafaka borçlusu olan erkeğin, müşterek çocukların eğitim, bakım ve gözetim giderlerine katlanma yükümlülüğü devam etmektedir.
İştirak Nafakası Miktarının Artırılması veya Azaltılması
İştirak nafakası miktarının değişen koşullara uyarlanması, artırılması veya azaltılması mümkün olmaktadır. Bunun için iştirak nafakasına hükmeden hakim, bu karara hükmederken aynı zamanda iştirak nafakasının her sene hangi oranda artacağını da hüküm altına alabilir veya iştirak nafakasına hükmedildikten ve bu karar kesinleştikten sonra taraflarca, iştirak nafakasının değişen durum ve koşulların uyarlanmasını talep edebilir. Bu hususlar Türk Medeni Kanunu’nun m.330/3. ve 331. de açıkça düzenlenme altına alınmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun m.330/3’e göre; “Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”
Türk Medeni Kanunu’nun m.331’e göre; “Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”
İştirak nafakasının azaltılması ise aşağıda belirtilen;
- Nafaka Yükümlüsünün Ödeme Gücünün Azalması,
- Çocuğun İhtiyaçlarının Azalması,
- Çocuğun Gelirinin Artması,
- Velayete Sahip Olan Eşin Ekonomik Gücünün Artması,
vb. durumlarda azaltılması mümkündür.
DİKKAT : Yukarıda sayılan ve sayılanlara benzer durumlar meydana geldiğinde doğrudan nafaka azaltılmaz. Bu tür durumların nafaka miktarının azaltılması için gerekçe oluşturulabilecek düzeyde olması gerekir. Tek başlarına bu sebeplerin varlığı yetmez, kanıtlayıcı deliller ileri sürmek gerekmektedir.
İştirak Nafakası Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Boşanma davası, tedbir ve iştirak nafakası davasına bakmaya görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Boşanma davasıyla birlikte nafaka talebinde bulunulduğunda boşanma davası açmaya yetkili mahkeme tarafların davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi veya eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesidir. İştirak nafakasının tek başına talep edildiği davalarda yani yalnızca iştirak nafakası, iştirak nafakasının arttırılması gibi davalarda yetkili mahkeme ise alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak davalının yerleşim yerinde de dava açılabilecektir.
İştirak Nafakası Davası Açma Süresi
İştirak nafakası, çocuğun üstün yararını ilgilendirdiğinden ve kamu düzenine ilişkin bir husus olduğundan dolayı giderlerine istinaden nafaka talebinde bulunulacak olan müşterek çocuk ergin oluncaya (18 (on sekiz) yaşını dolduruncaya) kadar talep edilebilir.
Boşanma davasının ferilerinden yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat davaları, boşanma kararının kesinleşmesi akabinde bir yıl içerisinde talep edilmelidir. Ancak iştirak nafakası, yukarıda açıklamış olduğumuz üzere çocuğun üstün yararını ilgilendirmesinden dolayı müşterek çocuk ergin oluncaya kadar talep edilebilir.
Birikmiş İştirak Nafakası Borcun Zamanaşımı Süresi
Mahkeme tarafından iştirak nafakasına hükmedilmiş olmakla birlikte tahsil edilmeyerek birikmiş olan iştirak nafakası borcu, 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğramaktadır. Bu süre hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir ve dolayısıyla resen dikkate alınmamaktadır ve nafaka yükümlüsü tarafından def’i olarak ileri sürülmesi gerekir.
Ergin Olan Çocukların Nafaka Talebinde Bulunması
Ergin olan çocuk, bizzat kendisi yardım nafakası talebinde bulunabilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun m.328/2’de bu hususa ilişkin bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun m.328/2’e göre; “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”
DİKKAT : Bu nafakanın türü, iştirak nafakası değil, yardım nafakasıdır. İştirak nafakasını talep edebilecek olan kişi, müşterek çocuğun velayeti kendisine bırakılmış olan taraftır. Oysa yardım nafakası, doğrudan müşterek çocuğun kendisi tarafından talep edilebilmektedir. Örneğin 18 (on sekiz) yaşını doldurup ergin olmuş olan çocuk, eğitim hayatına devam ediyorsa anne ve babanın kendisine bakma yükümlülüğü ve giderlerine katlanma yükümlülüğü de devam ediyor demektir.
İştirak Nafakasının Ödenmeye Başlanması
Boşanma Kararı ile Başlaması
İştirak nafakası genellikle boşanma davasında talep edilir ve boşanma kararı ile hükmedilir. Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakası ödenmeye başlar. Ancak, boşanma kararına rağmen çocuk, velayet hakkı sahibi olmayan tarafça bakılıyorsa, iştirak nafakası çocuğun velayet hakkı sahibine teslim edilmesiyle başlar.
Boşanma Kararı Sonrasında Başlaması
Eğer boşanma davası sırasında iştirak nafakasına hükmedilmemişse, velayet sahibi taraf çocuğun erginliğine kadar iştirak nafakası talep edebilir. Bu durumda, iştirak nafakası dava tarihi itibarıyla başlamaktadır.
Soybağının Kurulması Durumunda İştirak Nafakası Ödemesinin Başlangıcı
Soybağının kurulmasıyla birlikte iştirak nafakası talep edilebilir. Babalık davası ile birlikte iştirak nafakası talep edilirse, hakim dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına karar verebilir. Babalığa hükmedilirse, iştirak nafakası hükmün kesinleşmesiyle başlar.
Doğum ile Başlaması
Evlilik süresince veya evliliğin sona ermesinden sonraki 300 gün içinde (İddet Müddeti) doğan çocuğun babası koca kabul edilir. Çocuk doğmadan iştirak nafakasına hükmedilemez. Çocuğun doğumuyla birlikte iştirak nafakası talep edilebilmektedir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “İddet Müddeti Nedir?” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Velayetin Değişmesi Durumunda İştirak Nafakası Ödemesinin Başlangıcı
Velayet hakkının değişmesi durumunda, yeni velayet sahibine kararın kesinleşmesinden itibaren iştirak nafakası verilir. Velayet davası sırasında çocuk, velayet hakkı olmayan tarafça bakılıyorsa, tedbir nafakasına hükmedilir ve davanın kesinleşmesiyle iştirak nafakası başlar.
İştirak Nafakası Hangi Durumlarda Ödenmez?
- Eğer çocuğun kendi kazancı varsa nafaka ödenmesine karar verilmeyebilir.
- Eğer çocuk ölmüşse çocuğun ölüm tarihi itibariyle sonra erecektir.
- Nafaka yükümlüsü ölmüşse yükümlünün ölüm tarihi itibariyle sona erecektir.
- Çocuk erginliğe ulaştıysa iştirak nafakası herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın kendiliğinden kalkar.
- Çocuk evlatlık verilirse ana ve babaya ait tüm haklar evlat edinen kimseye geçecektir.
- İştirak nafakasından feragat edilmişse nafaka yükümlülüğü feragat tarihinden itibaren kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
- Mali durumun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi durumunda talep üzerine hakim iştirak nafakasının miktarını yeniden belirler veya iştirak nafakasını kaldırır.
İştirak Nafakasının Ödenmemesi Halinde Nafaka Alacaklısının Hakları
Mahkeme kararı ile hükme bağlanan ve kesinleşen iştirak nafakasının ödenmemesi durumunda nafaka alacaklısı tarafından ilamlı icra takibi başlatılabilir; nafaka yükümlüsünün taşınır ve taşınmaz malları ile maaşına haciz konulabilir ve takipten sonuç alınamaması durumunda nafaka yükümlüsünün 3 (üç) aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılması için şikayette bulunulabilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun m.344’e göre; “Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açılmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.”
İştirak nafakasına ilişkin icra takibinde, güncel nafaka alacakları ile birikmiş nafaka alacakları farklı hukuki statüye tabii olacak şekilde işlem görmektedirler. Birikmiş nafaka alacaklarından farklı olarak, güncel nafaka alacakları hacizde birinci sırada işlem gören alacaklardan sayılmaktadır. Oysa birikmiş nafaka alacağı, adi alacaklar gibi işlem görür ve sıraya alınır. Bu nedenle örneğin maaşının 1/4’üne maaş haczi uygulanacak olan bir nafaka yükümlüsünün daha önce başkaca 3. kişi ve kurumlara borçlu olması durumunda, güncel nafaka alacağı kural olarak öncelikle işlem görür (istisnai durumlar söz konusu olabilmektedir) ve önce nafaka alacaklısının güncel nafaka bedelinin ödemesi sağlanır, sonrasında ödeme yapılabilecek kaynak kalmışsa, sıraya göre diğer alacakların tahsili sağlanmaktadır.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Nafaka Ödememe Suçunun Cezası” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
İştirak Nafakasının Yardım Nafakasına Dönüşmesi
Kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar lehine iştirak nafakası tahakkuk edebilir. Fakat, Türk Medeni Kanunu’nun m. 328/2 hükmü bu kurala bir istisna getirmektedir. Söz konusu hüküm, “Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” şeklindedir. Bundan dolayı eğer çocuğun eğitimi devam ediyorsa ebeveyn için nafaka yükümlülüğünün de devamı gerekmektedir. Hatta çocuk eğitimini tamamlasa dahi çabasına rağmen kendine bakmakta zorluk çekiyorsa Türk Medeni Kanunu’nun m. 364 hükmü uyarınca ailesinin ona yardım etmesi gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun m. 364’e göre “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”
Yukarıda yer verilen madde hükmüne göre anne-babanın çocuğuna veya çocuğun anne-babaya geçimi için yardımda bulunması ise yardım nafakası olarak adlandırılmaktadır. Yardım nafakası alacaklısı kanunda sayıldığı üzere altsoy, üstsoy ve kardeşler olabilmektedir. Buna rağmen ikinci ve daha uzak derecedeki akrabalara yapılan yardım manevi bir ödevin yerine getirilmesi niteliğindedir ki bu ayrımı yapılmasının en önemli sebebi şudur: Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yardım nafakasının iadesi söz konusu olabilirken manevi bir ödevin gereği olarak yerine getirilen ödemeler geri istenememektedir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Yardım Nafaka” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Sonuç
İştirak nafakasının ödenmesindeki amaç, her ne kadar eşler boşanmış olsa da ortak çocuğun gelişimine katkıda bulunulması gerekliliğidir. Zira çocuğun gelişimi için maddi olanakların sağlanması gerekir. Dolayısıyla bu nafakanın miktarının belirlenmesinde ve talep edilmesinde usulî işlemlere uyulması son derece önemlidir. Bu anlamda hak kayıplarına uğramamak için bizimle İLETİŞİM geçiniz.






