Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası
İçindekiler
- 1 Meslek Hastalığı Nedir?
- 2 Meslek Hastalığının Hukuki Dayanağı
- 3 İş Kazası İle Meslek Hastalığı Arasındaki Fark Nedir?
- 4 Meslek Hastalığı Sayılan Haller
- 5 Meslek Hastalığının Şartları
- 6 Meslek Hastalığı Nasıl Tespit Edilir?
- 7 Meslek Hastalığında Maluliyet Oranı Nasıl Tespit Edilir?
- 8 İş Kazası Meslek Hastalığı Bildirimi Nasıl Yapılır?
- 9 Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası
- 10 Meslek Hastalığı Tazminat Davasının Tarafları
- 11 Meslek Hastalığı Tazminat Davası Şartları Nelerdir?
- 12 Meslek Hastalığı Tazminatı Hangi Kalemleri Kapsar?
- 13 Meslek Hastalığı Tazminat Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 14 Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davasında Süre ve Zamanaşımı
- 15 İşverenin Meslek Hastalığına Karşı Yükümlülükleri Nelerdir?
- 16 Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları Nelerdir?
- 17 Meslek Hastalığı Raporu Nasıl Alınır?
- 18 Meslek Hastalığı Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?
- 19 Meslek Hastalığı Tazminat Davasında İşçinin İspat Yükü
- 20 Meslek Hastalığı Nedeniyle İş Göremezlik Raporu Alan İşçi Ne Yapmalı?
- 21 Meslek Hastalığı Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir?
- 22 Meslek Hastalığı Nedeniyle SGK’dan Sürekli İş Göremezlik Geliri Alınabilir Mi?
- 23 Meslek Hastalığı Tespit Davası
Meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası, çalışanların iş yerinde maruz kaldıkları hastalıklar sebebiyle işverenden veya Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) maddi ve manevi tazminat talep etmelerine olanak tanır. Bu tür davalar, işçinin sağlık sorunlarının işyerindeki çalışma koşullarından kaynaklandığını kanıtlamasına dayanır. Meslek hastalığına bağlı tazminat davalarında zamanaşımı süresi genellikle hastalığın tespit edildiği tarihten itibaren 10 yıl olarak belirlenmiştir. SGK’nın meslek hastalığını tescil etmesi, tazminat davası için önemli bir delildir. Dava açmadan önce çalışma koşullarının hastalığa neden olduğunu kanıtlayan belgeler ve sağlık raporları toplanmalıdır.
Meslek Hastalığı Nedir?
Meslek hastalıkları İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu‘nda düzenlenmiştir. Genel tanımıyla meslek hastalığı, işçinin işin yürütülmesinden dolayı maruz kaldığı riskler nedeniyle işçinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünde yaşanan bozulmadır.
Yapmış olduğu iş nedeniyle bedensel veya ruhsal bütünlüğü bozulan işçi, meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası açabilir. Açılacak tazminat davası kapsamında işçi geçici geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, ölüm geliri, evlenme ödeneği ve cenaze giderlerini talep edebilir. Bununla birlikte işçi meslek hastalığı sonucu hayatını kaybetmiş ise işçinin destek olduğu kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir.
Meslek Hastalığının Hukuki Dayanağı
- 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin ILO Sözleşmesi göre ( ILO Sözleşmesi | 18 Haziran 2015 Perşembe, ILO Kabul Tarihi: 3 Haziran 1981, Kanun Tarih ve Sayısı: 07.01.2004 / 5038, Resmi Gazete Yayım Tarihi ve Sayısı: 13.01.2004 / 25345, Türkiye’de Yürürlüğe Girdiği Tarih: 22 Nisan 2005 )
- 155 Nolu ILO sözleşmesi Türk mevzuatı açısından usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletler arası anlaşma olması nedeniyle 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. Maddesinde gösterilen “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.
- Temel mevzuatımız 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 17. Maddesinde yazılı bulunan “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” Hükmüdür.
- 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 417. Maddesi ve ilgili diğer maddeleri.
- 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 14. Maddesi ve ilgili diğer maddeleri.
- 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4. Maddesine göre işverenlerin yükümlülükleri belirtilmiştir.
İş Kazası İle Meslek Hastalığı Arasındaki Fark Nedir?
İş kazasının aniden gerçekleşmektedir. Bununla birlikte meslek hastalığı uzun bir süre zarfında oluşmaktadır. İş kazası aniden gerçekleşen beklenmedik bir anda ortaya çıkarken, meslek hastalığının oluşabilmesi için tekrarlanan uzun bir süre gerekmektedir. Buna ek olarak iş kazası işin yapılması sebebiyle ortaya çıkmayabilir. Örneğin; işten eve dönerken geçirilen trafik kazası ya da mesai saatleri esnasında geçirilen kalp krizi iş kazası olurken meslek hastalığının çalışma koşullarından ve çalışma şeklinden ve en nihayetinde çalışma süresince meydana gelebilir.
İş kazası ile meslek hastalığı arasındaki son fark ise; iş kazasının işçinin o işyerinde çalıştığı süre yani sigortalı olduğu süre içerisinde gerçekleşmesi gerekirken, meslek hastalığı işçinin işten ayrılmasından, emekli olmasından sonra ortaya çıkması da söz konusu olabilecektir.
Meslek Hastalığı Sayılan Haller
Meslek hastalığı, işçinin yaptığı iş nedeniyle ortaya çıkan ve işin niteliğinden kaynaklanan sürekli veya geçici hastalıklardır. Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından belirlenen meslek hastalıkları, “Meslek Hastalıkları Listesi” kapsamında değerlendirilir.
- Baş Arızaları
- Göz Arızaları
- Kulak Arızaları
- Yüz Arızaları
- Boyun Arızaları
- Göğüs Hastalıkları
- Omuz ve Kol Arızaları
- El Bileği ve El Arızaları
- El Parmakları Arızaları
- Omurga Arızaları
- Karın Hastalık ve Arızaları,
- Pelvis ve Alt Ekstremite Arızaları
- Endokrin Hastalıkları
- Metabolizma Hastalıkları
- Kollagen Doku Hastalıkları
- Periferik Damar Hastalıkları
- Hematolojik ve Romotoid Hastalıklar
- Deri Arızaları ve Yanıklar
DİKKAT : Her bir başlık altında yer alan hastalıklar, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nün ekli A cetvelinde ayrıntılı bir şekilde belirtilmiştir ve bu liste meslek hastalıklarının kapsamını belirlemede kullanılmaktadır. Bir durumun meslek hastalığı mı yoksa iş kazası mı olup olmadığı bu dava bakımından önem arz etmektedir.
Meslek Hastalığının Şartları
Meslek hastalığı, bir çalışanın iş faaliyetleri, işin niteliği veya iş koşulları nedeniyle meydana gelen sağlık sorunları olarak tanımlanır. Ancak bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi ve meslek hastalığı nedeniyle tazminat davasına konu edilebilmesi için belirli şartların yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Bu şartlar şu şekildedir:
- İşçilik Şartı: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, meslek hastalığı nedeniyle hak sahibi olabilecek kişileri “sigortalı” işçiler olarak tanımlar. Yani, bir kişinin meslek hastalığı nedeniyle tazminat talebinde bulunabilmesi için, sigortalı bir işçi olması gerekmektedir. Bununla birlikte, işçi sigortalı olmasa bile, meslek hastalığının tespiti için mahkemeye başvurarak hem sigortalılığın hem de hastalığın tespitini talep edebilir. Bu durum, hastalığın mesleki nedenlere bağlı olup olmadığının belirlenmesini sağlar.
- İşin Yürütümü Sırasında Oluşması Şartı: Meslek hastalığı, işçinin yürütmekte olduğu işten kaynaklanmalıdır. Yani, hastalığın ortaya çıkması, işin yürütülme biçimi veya iş koşullarıyla doğrudan bir ilişkiye sahip olmalıdır. Bu, işçinin işinde geçirdiği süre zarfında karşılaştığı risklerin hastalığa neden olmuş olması gerektiği anlamına gelir. İşi ve hastalık arasında açık bir nedensellik bağı bulunmalıdır.
- Süre Şartı: Meslek hastalığı, işçinin belli bir süre boyunca devam eden çalışma süreci içinde ortaya çıkmalıdır. Ani veya tesadüfi gelişmeler sonucu meydana gelen bedensel veya ruhsal zararlar, “iş kazası” olarak kabul edilir ve bu durumda iş kazası nedeniyle tazminat davası açılabilir. Meslek hastalığı ise, işçinin uzun bir zaman dilimi içinde yavaş yavaş gelişen sağlık sorunlarıdır ve belirli bir süre içinde ortaya çıkması gerekir.
- Hastalık Şartı: Meslek hastalığı, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Yönetmeliği ve Tüzüğü’nde belirtilmiş olan hastalıklardan biri olmalıdır. Bu hastalıklar, işçinin bedensel veya ruhsal açıdan engelliliğe yol açabilecek nitelikte olmalıdır. Hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından düzenlenen sağlık raporları veya mahkemede açılan tespit davaları ile doğrulanması gerekir. Yönetmelikte belirtilen hastalıklar dışında kalan hastalıkların meslek hastalığı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine dair uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından karara bağlanır.
Bu şartların tamamının bir arada gerçekleşmesi, bir hastalığın meslek hastalığı olarak tanımlanmasını ve dolayısıyla meslek hastalığı nedeniyle tazminat talebinde bulunulabilmesini sağlar. Bu bağlamda hem işçinin sağlık durumu hem de çalışma koşulları dikkatlice değerlendirilmeli ve meslek hastalığı ile iş arasındaki bağ doğru bir şekilde kurulmalıdır.
Meslek Hastalığı Nasıl Tespit Edilir?
Meslek hastalığının tespit edilmesi için öncelikle çalışanın sağlık sorunlarının mesleğiyle ilişkili olup olmadığının belirlenmesi gerekir. İşçi, meslek hastalığından şüphelendiğinde işyeri hekimine veya bir sağlık kuruluşuna başvurarak şikayetlerini bildirmelidir. Doktor, hastanın iş geçmişini, maruz kaldığı riskleri ve mevcut sağlık durumunu değerlendirerek gerekli tetkikleri yapar. Meslek hastalığından şüphelenilmesi durumunda hasta, SGK tarafından yetkilendirilmiş meslek hastalıkları hastanelerine veya eğitim ve araştırma hastanelerine sevk edilir. Burada yapılan detaylı muayeneler, laboratuvar testleri ve radyolojik incelemeler sonucunda hastalığın mesleki faktörlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığına karar verilir. Eğer hastalık meslek hastalığı olarak tespit edilirse, SGK tarafından işçiye “Meslek Hastalığı Raporu” düzenlenir. Bu rapor, işçinin tazminat talep etmesi, iş göremezlik geliri alması veya işverene dava açması için önemli bir belgedir. İşçi, meslek hastalığı tespiti sonrasında iş gücü kaybı oranına bağlı olarak sürekli iş göremezlik aylığı da alabilir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2019/5564 E. 2019/7063 K. Göre;
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda, davalı sigortalının hangi süreyle ne iş yaptığının bordro tanıkları dinlenerek endüstri mühendisi ve iş güvenlik uzmanının bulunduğu heyetle mahallinde keşif yapılarak belirlenmeden ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, davalı sigortalının hangi süreyle ne iş yaptığının bordro tanıkları dinlenerek endüstri mühendisi ve iş güvenlik uzmanının bulunduğu heyetle mahallinde keşif yapılarak ve daha sonra bu belgelerle birlikte çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan davalı sigortalının hastalığının meslek hastalığı olup olmadığına yönelik rapor almak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir. O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılmasına ve ilk derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Meslek Hastalığında Maluliyet Oranı Nasıl Tespit Edilir?
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Md.25- (Değişik: 17/4/2008-5754/13 md.) Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, (c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2017/4 E., 2017/4772 K. Göre;
“…5510 sayılı Yasanın 25. ve devamı maddesindeki, “Sigortalının veya işverenin talebi üzerine Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi sonucu, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 60’ını, c) bendi kapsamındaki sigortalılar için çalışma gücünün en az % 60’ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybettiği Kurum Sağlık Kurulunca tespit edilen sigortalı, malûl sayılır.” düzenlemesi gözetilmemiştir. Bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkemece, bozma ilamı çerçevesinde davacının % 60 çalışma gücünü kaybedip kaybetmediği yönünden Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınıp, başlangıcı belirlenerek, talep yine bozma ilamı kapsamında irdelenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir…”
İş Kazası Meslek Hastalığı Bildirimi Nasıl Yapılır?
İş kazası ve meslek hastalığı bildirimi, işveren veya sigortalı tarafından belirlenen süre içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yapılmalıdır. İş kazası meydana geldiğinde, işveren kazanın olduğu tarihten itibaren 3 iş günü içinde SGK’ya bildirim yapmak zorundadır. Meslek hastalığı durumunda ise, yetkili sağlık kuruluşlarından alınan “Meslek Hastalığı Raporu” işverene ulaştıktan sonra 3 iş günü içinde SGK’ya bildirilmelidir. Bildirimler, e-SGK sistemi üzerinden elektronik ortamda veya doğrudan SGK müdürlüklerine yazılı olarak yapılabilir. İşverenin bildirim yapmaması halinde, sigortalı işçi veya hak sahipleri doğrudan SGK’ya başvurarak iş kazası veya meslek hastalığı bildirimi yapabilir. Ayrıca sağlık kuruluşları da iş kazası veya meslek hastalığı tespit edildiğinde SGK’ya bildirim yapmakla yükümlüdür. İşverenin bildirim yapmaması halinde idari para cezası uygulanabilir ve işçinin sağlık giderleri SGK tarafından karşılanmayabilir. Bu nedenle, işçinin hak kaybı yaşamaması için iş kazası ve meslek hastalığı bildirim sürecinin eksiksiz ve zamanında yapılması büyük önem taşır.
Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası
Meslek hastalığına yakalanan bir işçi, işverene karşı maddi ve manevi zararlarının tazmini için dava açma hakkına sahiptir. Manevi tazminat, bireyin kişilik haklarına yönelik bir saldırı sonucunda talep edilebilen bir tazminat türüdür. Kanunda açık bir tanım bulunmamakla birlikte, Yargıtay kararlarına göre bireyin yaşamı, sağlığı, ruhsal ve bedensel bütünlüğü zarar gördüğünde manevi tazminat isteme hakkı doğar.
Maddi tazminat davası ise işçinin meslek hastalığı nedeniyle uğradığı iş gücü kaybı ve diğer mali zararlarının karşılanması amacıyla açılır. Maddi tazminatın kapsamını belirleyen temel faktörler şunlardır: tarafların kusur oranları, işçinin maluliyet durumu ve maluliyet oranı, ayrıca işçinin son kazancı. Eğer meslek hastalığı ölümle sonuçlanmışsa, hayatını kaybeden işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler maddi tazminat talep edebilir. Bu tür davalarda hükmedilen tazminata “destekten yoksun kalma tazminatı” adı verilir. Ölen işçinin eşi, çocukları, anne-babası veya kendisinden maddi destek aldığını kanıtlayan diğer kişiler bu tazminatı talep edebilir.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davası Dilekçe Örneği” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Meslek Hastalığı Tazminat Davasının Tarafları
Meslek hastalığı nedeniyle açılacak tazminat davalarında, taraflar davacı ve davalı olarak ikiye ayrılır. Davacı taraf, meslek hastalığına yakalanan işçinin kendisi olabileceği gibi, hastalık nedeniyle vefat etmişse yakınları da dava açabilir. Ölen işçinin eşi, çocukları, anne-babası veya maddi olarak kendisine bağımlı olduğunu kanıtlayabilen diğer kişiler, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunma hakkına sahiptir. Destekten yoksun kalanlar, ölüm nedeniyle uğradıkları maddi kaybın giderilmesi için “destekten yoksun kalma tazminatı” talep edebilirken, ölümden duydukları üzüntü nedeniyle de manevi tazminat davası açabilirler.
Davanın davalı tarafı ise çoğunlukla işverendir. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almamış, işçiyi koruyucu ekipman sağlamadan çalıştırmış veya onu sağlık açısından risk taşıyan koşullara maruz bırakmışsa, sorumluluğu doğar ve tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir. Ancak bazı durumlarda, meslek hastalığına neden olan üçüncü kişiler, sigorta şirketleri veya ilgili kamu kurumları da davalı olarak gösterilebilir. Örneğin, işverenin yanında, işçinin sağlık taramalarını düzgün yapmayan bir sağlık kuruluşu ya da işçiye gerekli güvenlik ekipmanlarını sağlamayan bir taşeron firma da sorumlu tutulabilir.
Dava sürecinde işverenin kusuru belirlenirken SGK müfettişleri, bilirkişiler ve mahkeme tarafından yapılan incelemeler büyük önem taşır. Kusur oranı belirlendikten sonra tazminat miktarı da buna göre hesaplanır. İşverenin ağır kusurlu olduğu durumlarda, tazminat miktarı artabilir ve işçinin maddi kayıpları daha kapsamlı bir şekilde karşılanabilir.
Meslek Hastalığı Tazminat Davası Şartları Nelerdir?
Meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için bazı hukuki ve tıbbi şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Öncelikle, işçinin hastalığının meslek hastalığı olduğunun resmi olarak tespit edilmesi gerekir. Bu tespit, SGK tarafından yetkilendirilmiş meslek hastalıkları hastaneleri veya eğitim ve araştırma hastaneleri tarafından verilen raporlarla yapılır. İşçinin meslek hastalığı olduğuna dair kesin teşhis konulduktan sonra, SGK tarafından Meslek Hastalığı Raporu düzenlenir ve işçinin iş göremezlik oranı belirlenir.
Meslek hastalığı tazminat davası açılabilmesi için, işverenin kusurlu olması gereklidir. İşverenin işçiyi meslek hastalığına neden olabilecek tehlikeli koşullarda çalıştırması, koruyucu ekipman sağlamaması, düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaması veya iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini ihmal etmesi, işverenin sorumluluğunu doğurur. İşverenin kusur oranı, bilirkişiler tarafından yapılan incelemeler sonucunda belirlenir. Eğer işveren tamamen kusursuzsa ve işçinin hastalığı kaçınılmaz bir mesleki riskten kaynaklanıyorsa, tazminat talebi reddedilebilir.
Tazminat talebinde bulunan işçi veya yakınları, uğradıkları zararları somut olarak ortaya koymalıdır. Maddi tazminat kapsamında, işçinin çalışamaz hale gelmesi, sürekli veya geçici iş göremezlik oranı, gelir kaybı, tedavi masrafları ve varsa bakıcı giderleri hesaplanır. İşçinin ölümle sonuçlanan meslek hastalığı nedeniyle açılacak davalarda ise “destekten yoksun kalma tazminatı” talep edilebilir. Bu tazminat, ölen işçinin hayatta olması durumunda sağlayacağı maddi destekten yoksun kalan yakınlarına ödenir.
Manevi tazminat ise, işçinin yaşadığı acı, sıkıntı, psikolojik zarar ve yaşam kalitesinin düşmesi dikkate alınarak belirlenir. Eğer meslek hastalığı sonucunda kalıcı bedensel hasar oluşmuşsa, örneğin bir uzuv kaybı, görme kaybı veya ağır organ hasarı gibi durumlar söz konusuysa, manevi tazminat miktarı artırılabilir. Ayrıca, işçinin yakınları da manevi tazminat davası açabilir. Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi gereğince, işçinin ağır şekilde yaralanması veya uzuv kaybı yaşaması halinde, ailesi de manevi tazminat talep edebilir.
Tazminat davalarında zaman aşımı süresi büyük önem taşır. Meslek hastalığının öğrenildiği tarihten itibaren 10 yıl içinde tazminat davası açılmalıdır. Ancak, işverenin kasten hareket ettiği ya da ağır ihmal gösterdiği ispatlanırsa, zaman aşımı süresi uzayabilir. Dava açılmadan önce işçinin elindeki tüm belgeleri, SGK kayıtlarını, hastane raporlarını ve işyeriyle ilgili tutanakları eksiksiz olarak toplaması gerekmektedir.
Meslek hastalığı nedeniyle açılan tazminat davalarında mahkeme süreci, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve işverenin savunmaları dikkate alınarak yürütülmektedir. Mahkeme, işverenin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini, işçinin meslek hastalığına neden olan faktörleri ve tazminatın miktarını detaylı bir şekilde inceler.
Meslek Hastalığı Tazminatı Hangi Kalemleri Kapsar?
Meslek hastalığı tazminatı, işçinin meslek hastalığı nedeniyle uğradığı zararın karşılanması amacıyla ödenen tazminat türüdür ve çeşitli kalemlerden oluşur. Bu kalemler, işçinin hastalık sonucu yaşadığı maddi ve manevi kayıplara göre değişir. Meslek hastalığı tazminatının kapsadığı başlıca kalemler şunlardır:
İş Göremezlik Tazminatı (Maddi Zararlar)
İşçinin meslek hastalığı nedeniyle iş gücü kaybı yaşaması durumunda, iş göremezlik tazminatı talep edilebilir. Bu tazminat, işçinin çalışamayacak hale gelmesi nedeniyle kaybettiği gelirinin karşılanmasını sağlar. İş göremezlik oranı, hastalığın ciddiyetine göre belirlenir ve SGK tarafından düzenlenen iş göremezlik raporu dikkate alınarak hesaplanır. Bu tazminat, işçinin iş kazasından dolayı hem geçici iş göremezlik süresince hem de kalıcı iş göremezlik durumunda belirli bir oran üzerinden hesaplanabilir.
Tedavi Masrafları
Meslek hastalığı nedeniyle işçi tedavi olmak zorunda kaldığında, tedavi masrafları tazminat davası kapsamında talep edilebilir. Bu masraflar, hastane giderleri, ilaç masrafları, tedavi için gerekli olan sağlık hizmetleri ve hastaneye ulaşım giderlerini kapsar. Eğer işçi, hastalığı nedeniyle sürekli bir tedavi süreci gerektiriyorsa, tedavi masraflarının uzun vadeli karşılanması da tazminatın içinde yer alır.
Bakıcı Masrafları
İşçinin meslek hastalığı nedeniyle sürekli bakım ihtiyacı doğmuşsa, bakıcı masrafları da tazminat kalemlerine dahil edilebilir. Bu, işçinin günlük yaşamını sürdürebilmesi için profesyonel bir bakıcı tutması gerektiği durumları kapsar. Bakıcı masrafları, işçinin meslek hastalığından dolayı kaybettiği iş gücü ve sağlığını geri kazanması için yaptığı harcamaları içerir.
Gelir Kaybı Tazminatı
Meslek hastalığı, işçinin hem geçici hem de kalıcı olarak gelir kaybına yol açabilir. Eğer işçi, meslek hastalığı nedeniyle çalışamaz hale gelirse, kaybettiği gelirin tazmin edilmesi gerekir. Gelir kaybı tazminatı, işçinin hastalık nedeniyle elde ettiği gelirin kaybını kapsar. Bu tazminat, işçinin son kazancına ve hastalık nedeniyle çalışamadığı süreye bağlı olarak hesaplanır.
Maluliyet Tazminatı
İşçi, meslek hastalığı nedeniyle kalıcı iş göremezlik yaşayacak şekilde bir maluliyet durumuna düşerse, bu durumda maluliyet tazminatı talep edilebilir. Maluliyet oranı, hastalığın işçiyi ne kadar etkilediğine göre belirlenir ve bu oran, işçinin eski kazancının ne kadarının kaybedildiğini gösterir. Maluliyet tazminatı, sürekli bir iş gücü kaybı yaşayan işçinin yaşam kalitesini iyileştirebilmek amacıyla ödenir.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik geliri almaktayken ölen sigortalının hak sahiplerine ölüm geliri bağlanır. Bu kişiler eş, çocuk ana ve babası olabilir. Ancak sigortalının ölümünün meslek hastalığı sonucu meydana geldiğinin kanıtlanması gerekir. Ölüm tutanakları, otopsi raporu gibi belgeler de ispat aracı olarak kullanılabilir. Hak sahiplerine ölüm geliri bağlanması, ölüm ile hastalığın başlaması arasında zaman farkı olsa dahi söz konusu olacaktır.
Manevi Tazminat
Meslek hastalığı, işçinin hem bedensel hem de psikolojik açıdan büyük zorluklar yaşamasına neden olabilir. Manevi tazminat, işçinin çektiği acı, ıstırap ve psikolojik travma karşılığında talep edilebilir. Ayrıca, işçinin yakınları da manevi tazminat talep edebilir, özellikle ağır bir şekilde yaralanmış veya yaşamını kaybetmiş bir işçinin yakınları, kayıpları nedeniyle duygusal zararlar için tazminat talep edebilirler. Manevi tazminat, işçinin yaşadığı acı ve sıkıntıyı telafi etmek amacıyla ödenir.
Meslek Hastalığı Tazminat Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme
Meslek hastalığı tazminat davasında görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davacının ikamet yeri ya da olayın yaşandığı yerdeki iş mahkemesi olacaktır.
Meslek hastalığı tazminat davasından önce tespit davası açmak gerekebilir. Tespit davalarının çoğunda sulh hukuk mahkemeleri görevlidir ancak meslek hastalığı tespit davası görevli mahkeme iş mahkemesidir. Dava bu mahkemeye açılacaktır.
Meslek Hastalığı Nedeniyle Tazminat Davasında Süre ve Zamanaşımı
Meslek hastalığı nedeniyle açılacak tazminat davalarında süre ve zamanaşımı önemli bir faktördür. Davanın zamanında açılmaması, işçinin tazminat alma hakkını kaybetmesine neden olabilir.
Meslek hastalığına dayalı tazminat davalarında, zaman aşımı süresi 10 yıldır. Bu süre, hastalığın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Yani, işçi, meslek hastalığının tanısını öğrendiği günden itibaren 10 yıl içinde dava açmalıdır. Bu 10 yıllık süre, hastalığın meydana gelmesinin ardından ne kadar zaman geçtiğine bakılmaksızın, işçinin hastalığı öğrendiği tarihte başlar.
Zaman aşımı süresi, hastalığın işçi tarafından öğrenilmesiyle başlar. Bu, meslek hastalığının başlangıcının fark edilmesi ve doktor raporunun alınması ile belirlenir. Eğer işçi, meslek hastalığının farkında değilse ve hastalık zamanla gelişiyorsa, zaman aşımı süresi, hastalığın öğrenildiği tarihte başlar. Bu durum, özellikle gizli ve sinsi ilerleyen meslek hastalıkları için geçerlidir. Meslek hastalığının fark edilmesiyle birlikte, işçinin şüphe duyduğu an da zamanaşımının başlangıcı kabul edilebilir.
İşverenin Meslek Hastalığına Karşı Yükümlülükleri Nelerdir?
Meslek hastalığı nedeniyle açılan tazminat davalarının temelinde, işverenin işçisini koruma ve gözetme borcunu ihlal etmesi yatar. Bu sorumluluk, birden fazla kanuni düzenlemeye dayanır:
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu: Bu kanun, işverene, işyerindeki riskleri analiz etme, önleyici tedbirler alma, işçilere eğitim verme, kişisel koruyucu donanım (maske, eldiven, baret vb.) temin etme ve periyodik sağlık kontrollerini yaptırma gibi somut ve proaktif yükümlülükler getirir.
- 4857 sayılı İş Kanunu (Madde 77): İşverenlerin, işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğunu genel bir çerçevede belirtir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (Madde 417): İşverenin, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, sağlığına ve beden bütünlüğüne saygı göstermek ve gerekli tüm önlemleri almak zorunda olduğunu hükme bağlar.
Bu yükümlülükler nedeniyle, işverenin meslek hastalığından doğan sorumluluğu “kusursuz sorumluluğa” yakın bir sorumluluktur. İşverenin, “ben bilmiyordum” veya “bu kadar olacağını tahmin etmedim” gibi savunmalar yapması genellikle yeterli değildir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için, bilim ve tekniğin gerektirdiği her türlü önlemi eksiksiz olarak aldığını ve buna rağmen hastalığın ortaya çıkmasının “kaçınılmaz” olduğunu ispatlaması gerekir ki bu, ispatı çok zor bir durumdur.
İşverenin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi durumunda hem cezai sorumlulukları olabilir hem de çalışanların zarar görmesi durumunda tazminat talepleri doğabilir.
Meslek Hastalığına Yakalanan İşçinin Hakları Nelerdir?
Meslek hastalığına yakalanan işçilerin hakları, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği kapsamında yasal olarak korunmaktadır. İşçi, meslek hastalığına yakalandığında, öncelikle sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahiptir. İşveren, bu durumda işçiyi hastalığın tedavisi için uygun sağlık hizmetine yönlendirmek ve gerekli önlemleri almak zorundadır. Ayrıca, işçi meslek hastalığı nedeniyle çalışamayacak duruma gelirse, SGK’ya başvurarak gelir kaybı tazminatı talep edebilir. İşçi, iş gücü kaybı yaşarsa, maluliyet maaşı alabilir. Bunun dışında, işçi işyerinde gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için hastalanmışsa, işverenin sorumluluğu da söz konusu olabilir ve işçi tazminat talep edebilir. Son olarak, işçi meslek hastalığı nedeniyle erken emeklilik hakkına sahip olabilir. Bu haklar, işçinin yaşadığı hastalığın türüne ve duruma bağlı olarak farklılık gösterebilir.
Meslek Hastalığı Raporu Nasıl Alınır?
Meslek hastalığı raporu almak için şu adımları izlemek gereklidir:
- Sağlık Kuruluşuna Başvuru: İşçi, meslek hastalığından şüpheleniyorsa, öncelikle bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bu genellikle bir devlet hastanesi veya anlaşmalı bir özel hastane olabilir. Başvuruda, hastalığın meslekle ilişkili olduğu belirtilmeli ve gerekli muayene ile tetkikler talep edilmelidir.
- Hastalık Tanısının Konması: Doktor, işçinin şikayetlerini değerlendirip gerekli test ve muayeneleri yaparak meslek hastalığı tanısı koyarsa, rapor düzenlenebilir. Tanı, işyerinde kullanılan tehlikeli maddeler veya uzun süreli maruziyet gibi durumlarla ilişkilendirilmelidir.
- Çalışma Sosyal Güvenlik Kurumu’na Bildirim: Tanı konduktan sonra, işyeri yetkilileri, SGK’ya meslek hastalığı bildiriminde bulunmalıdır. Bu bildirim, işçinin çalışma koşullarının hastalıkla bağlantısını gösteren belgelerle desteklenmelidir.
- Meslek Hastalığı Raporunun Alınması: Sağlık kuruluşu, işçinin meslek hastalığına yakalandığını onayladıktan sonra, SGK tarafından onaylanan rapor düzenlenir. Bu rapor, işçiye meslek hastalığı olarak kabul edilen durumu resmen belgelendirir.
- SGK’ya Başvuru: Meslek hastalığı raporu aldıktan sonra, işçi SGK’ya başvurarak iş kazası ve meslek hastalığı sigorta tazminatından yararlanabilir. Ayrıca, işçi tedavi süreci ve olası maluliyet tazminatına dair taleplerde bulunabilir.
Meslek hastalığı raporu almak, zamanında tedavi ve tazminat haklarının korunabilmesi açısından önemlidir.
Meslek Hastalığı Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?
Meslek hastalığı tazminat davasının süresi, birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Genellikle, dava süreci, hastalığın tanısının konulması, SGK’ya başvuru ve işverenle yapılacak görüşmelerin ardından başlar. İlk olarak, işçi, meslek hastalığı nedeniyle tazminat talebinde bulunduğunda, taraflar arasında anlaşmazlık çıkarsa dava açılabilir. Dava süreci, sağlık raporları, işyerindeki çalışma koşulları ve SGK belgelerinin toplanmasını gerektirdiğinden zaman alabilir. Bu süreç, genellikle 6 ay ile 1 yıl arasında sürebilir, ancak karmaşık davalar ve itirazlar durumunda 2 yıl veya daha uzun sürebilir. Dava sonucunda, mahkeme işçinin haklı olduğuna karar verirse, işveren tazminat ödemek zorunda kalır. Ancak her davanın süresi, davanın özelliklerine ve mahkemenin yoğunluğuna göre farklılık gösterebilir.
Meslek Hastalığı Tazminat Davasında İşçinin İspat Yükü
Meslek hastalığı tazminat davalarında işçinin ispat yükü, Türk iş hukuku ve tazminat hukukunda önemli bir konudur. İşçinin meslek hastalığına uğradığını ispat etmesi gereken bir süreç söz konusudur, ancak işçinin ispat yükü her zaman tek başına olmayabilir. İşçinin bu tür davalarda karşılaştığı zorluklar ve tazminat hakkını elde etme süreci, işverenin sorumluluğu ve işçinin sağlık durumu ile ilgili çeşitli unsurlarla ilişkilidir.
Meslek hastalığı, işçinin iş yerindeki çalışmaları nedeniyle maruz kaldığı bir hastalık olarak tanımlanır. İşçinin, iş yerindeki işin, kullanılan malzemelerin, çalışma şartlarının hastalığa yol açması durumunda işçi meslek hastalığına uğramış sayılabilir.
İspat yükü, genellikle davayı açan tarafa (bu durumda işçiye) aittir. Ancak, işçi hastalığının meslek hastalığı olduğunu ispat etmekte zorlanabilir. İşçi, hastalığının işin doğasından kaynaklandığını, iş yerindeki şartların hastalığına neden olduğunu somut delillerle ispat etmek zorundadır. Bu süreçte işçi, tıbbi raporlar, uzman görüşleri ve iş yerindeki çalışma koşullarına dair belgelerle bu ispatı yapmaya çalışır.
İşveren, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli önlemleri almadığı takdirde, işçiye meslek hastalığı tazminatı ödemekle yükümlü olabilir. Ancak, işçi meslek hastalığının varlığını ve iş yerinde bu hastalığa yol açan durumların bulunup bulunmadığını ispat etmelidir.
İşçinin meslek hastalığına yakalandığını ispatlaması için kullanabileceği bazı belgeler ve yöntemler şunlardır:
- Tıbbi Raporlar: Hastalığın tanısı ve iş yerindeki şartlarla ilişkisi üzerine alınacak doktor raporları.
- Uzman Görüşleri: İş sağlığı ve güvenliği alanındaki uzmanların değerlendirmeleri.
- Çalışma Koşullarına Ait Belgeler: İş yerindeki tehlikeli maddeler, kullanılan makineler ve çalışma şartlarını belgeleyen yazılı raporlar.
Bazı durumlarda işçinin ispat yükü hafifleyebilir. Örneğin, hastalık belirli bir süre içerisinde çok sayıda işçide görüldüyse, bir toplu durum söz konusu olabilir ve bu durumda işçinin ispat yükü azalabilir. Ayrıca, işverenin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymamış olması, işçinin ispat yükünü hafifletebilir.
Meslek Hastalığı Nedeniyle İş Göremezlik Raporu Alan İşçi Ne Yapmalı?
Meslek hastalığı nedeniyle iş göremezlik raporu alan bir işçi, öncelikle bu durumu işverene bildirmelidir. İşçi, raporunu iş yerindeki ilgili birimlere teslim ederek, hastalığı nedeniyle işine devam edemeyeceğini işverene resmi olarak iletmelidir. Bunun ardından, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurarak, iş göremezlik ödeneği talep edebilir. SGK, işçinin aldığı iş göremezlik raporu üzerinden ödenek ödeyerek, geçici süreyle gelir kaybını telafi eder. Ayrıca, işçi meslek hastalığının iş yerindeki çalışma koşullarından kaynaklandığını ispatlamak için tıbbi raporlar ve uzman görüşleri alabilir. İş güvenliği uzmanlarından alınacak destek ile hastalığın tespiti ve bu hastalığa yol açan çalışma koşullarının araştırılması sağlanabilir. İşçi, ilerleyen dönemde tazminat talep etmek istiyorsa, iş yerindeki çalışma koşullarını ve hastalıkla ilişkilendirebilecek belgeleri toplamalıdır.
İşçinin, meslek hastalığı nedeniyle tazminat davası açmadan önce bir avukattan hukuki destek alması faydalı olacaktır. Eğer işçi hastalığı nedeniyle kalıcı bir iş göremezlik durumu yaşıyorsa, işten ayrılma hakkına sahip olabilir ve işsizlik sigortasından yararlanmak için başvuruda bulunabilir. Ayrıca, tedavi süreci ve rehabilitasyon için sağlık hizmetlerinden yararlanarak, tedavisini sürdürmelidir. İşçi, geçici iş göremezlik ödeneği almak için SGK’ya başvuru yapmalı ve raporunun doğru şekilde iletildiğinden emin olmalıdır. Kısaca, meslek hastalığı nedeniyle iş göremezlik raporu alan bir işçi, sağlık durumunu iyileştirmeye odaklanırken, yasal haklarını korumak ve tazminat taleplerini yerine getirebilmek için gereken tüm adımları atmalıdır.
Meslek Hastalığı Maluliyet Oranı Nasıl Belirlenir?
Meslek hastalığı nedeniyle malullük oranı, işçinin hastalığının etkileri göz önünde bulundurularak belirlenen bir oran olup, genellikle işçinin çalışma gücündeki kaybı esas alınır. Malullük oranı, tıbbi değerlendirme ve çeşitli uzmanlık alanlarındaki raporlarla ortaya konur.
Meslek hastalığı nedeniyle malullük oranının belirlenmesi için ilk adım, işçinin sağlık durumunun uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesidir. İşçi, bu değerlendirme için bir hastaneye başvurur ve meslek hastalığının etkileri detaylı bir şekilde gözlemlenir. Doktor, işçinin hastalığı nedeniyle ne kadar iş gücü kaybı yaşadığını, hastalığın iş verimliliği üzerindeki etkilerini, fiziksel ve psikolojik durumunu raporlar.
Malullük oranı, işçinin mevcut sağlık durumu ile çalışma gücü kaybı göz önüne alınarak hesaplanır. Bu hesaplama, genellikle şu unsurlara dayanır:
- Fiziksel ve Ruhsal Durum: Meslek hastalığının işçinin fiziksel veya psikolojik sağlığı üzerindeki etkileri dikkate alınır.
- İş Gücü Kaybı: İşçinin meslek hastalığı nedeniyle iş yapabilme kapasitesindeki azalma oranı belirlenir.
- Tedavi Süreci ve İyileşme Durumu: Hastalığın tedavi süreci, iyileşme durumu ve işçinin eski çalışma kapasitesine geri dönüp dönemeyeceği göz önünde bulundurulur.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), işçinin malullük oranını belirleyen kurumlardan biridir. SGK, hastalığın iş gücü kaybına neden olup olmadığını, hastalığın meslekle bağlantısını ve işçinin tedavi sürecini değerlendiren bir rapor alır. Bu rapor üzerinden işçinin malullük oranı belirlenir. SGK, gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra malullük oranını belirler ve işçinin tazminat hakkı ile ilgili işlem yapılır.
Meslek hastalığının işçinin malullük oranı üzerindeki etkisini belirlerken, iş yerindeki çalışma koşulları da göz önünde bulundurulur. İşçinin çalıştığı işin doğası, kullanılan kimyasal maddeler, maruz kaldığı fiziksel veya kimyasal riskler, hastalığa neden olabilecek faktörler arasında sayılabilir. Ayrıca, iş yerindeki güvenlik önlemlerinin eksikliği, hastalığın gelişmesindeki etkiler de değerlendirilir.
Bazı durumlarda, malullük oranı konusunda şüpheler varsa, ikinci bir uzman görüşü veya tıbbi rapor alınabilir. Bu durumda, işçi başka bir hastaneye veya bağımsız bir uzman doktora başvurarak hastalığının etkilerini tekrar değerlendirebilir.
Meslek hastalığı nedeniyle malullük oranı, hastalığın işçinin çalışma kapasitesini ne kadar etkilediği ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin, bazı meslek hastalıkları, işçinin uzun süre çalışamayacak duruma gelmesine yol açabilir, bu da yüksek bir malullük oranına neden olabilir. Diğer yandan, daha az ciddi meslek hastalıkları ise işçinin sadece kısmi olarak iş gücünü kaybetmesine yol açabilir ve bu durumda malullük oranı daha düşük olur.
Meslek Hastalığı Nedeniyle SGK’dan Sürekli İş Göremezlik Geliri Alınabilir Mi?
Meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezlik geliri alınabilir. Bu, işçinin meslek hastalığı nedeniyle sürekli olarak iş gücü kaybına uğraması durumunda geçerlidir. Sürekli iş göremezlik geliri, işçinin çalışma gücünün belirli bir oranda kaybolduğu ve bu kaybın kalıcı olduğu durumlarda, SGK tarafından ödenen bir gelir desteğidir. Bu gelir, işçinin yaşamını sürdürebilmesi için sağlanan bir tür mali destek olup, iş göremezlik oranı belirli bir seviyeye ulaşan kişilere verilir.
Sürekli iş göremezlik geliri alabilmek için, işçinin meslek hastalığının tıbbi olarak belgelenmesi ve SGK’nın bu hastalığın iş gücü kaybına yol açtığını onaylaması gerekmektedir. İşçinin, hastalığının iş ile ilişkili olduğunu ve bu hastalığın yaşamını ve çalışma kapasitesini kalıcı şekilde etkilediğini ispat etmesi gerekir. Malullük oranı, işçinin sağlık durumu, meslek hastalığının etkileri ve tedavi süreci dikkate alınarak SGK tarafından belirlenir.
Meslek Hastalığı Tespit Davası
Meslek hastalığı tespiti davası, işçinin çalıştığı iş yerinde maruz kaldığı riskler sonucu oluşan hastalığının meslek hastalığı olarak kabul edilmesi amacıyla açılan bir davadır. İşçi, hastalığının iş yerindeki çalışma koşulları nedeniyle meydana geldiğini ispatlamak için bu davayı açabilir. Davanın amacı, hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi ve işçinin bu hastalık nedeniyle tazminat ve iş göremezlik ödeneği alabilmesidir.
Meslek hastalığı tespit davası, işçinin hastalığının meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için önemli bir hukuki süreçtir. İşçi, bu davayı açmadan önce bazı önemli adımları takip etmelidir:
- İşçi, meslek hastalığının tanısını ve iş ile ilişkisini belgeleyen tıbbi raporlar almalıdır. Uzman hekimlerin görüşleri, hastalığın meslek hastalığı olup olmadığını belirleyen önemli bir faktördür.
- İşyerindeki çalışma koşullarını ve hastalığa neden olabilecek faktörleri belgeleyen yazılı raporlar ve belgeler toplanmalıdır. İşyerindeki riskler, kullanılan malzemeler ve makineler gibi faktörler, meslek hastalığının tespitinde etkili olabilir.
- Meslek hastalığı tespit davası sonunda, hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi durumunda SGK’ya başvuru yapılabilir. SGK, işçinin tıbbi raporlarını ve uzman görüşlerini inceleyerek iş göremezlik ödeneği ya da malullük geliri gibi yardımlar sağlayabilir.
SGK’nın İşverene veya 3. Kişilere Rücu Etmesi
SGK bazı durumlarda yaptığı ödemelerden ötürü işverene veya başka kişilere rücu eder. Yani yaptığı ödemelerin tamamını veya kusur oranına göre bir kısmını işverenden alır. Rücu edilebilecek ve edilemeyecek haller genel olarak şunlardır:
- Bildirim yükümlülüğünün yukarıda bahsettiğimiz şekilde yapılamaması halinde masraf ve geçici iş görmezlik ödeneği için işverene rücu edilir.
- Meslek hastalığı, üçüncü bir kişinin kusurundan ötürü ortaya çıkmışsa, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılacak olan ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıran kişilere rücu edilir.
- Hastalık kamu kurumları tarafından görevlendirilen kişilerin görevleri nedeniyle ortaya çıkmışsa ilgili kamu kurumuna rücu edilmez.
- Bu durum sonucu ölümlerde, hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine Kurumca rücu edilmez
SGK tarafından açılacak rücu davaları, 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu 10 yıllık süre rücu konusu gelir ve aylıklar bakımından Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise masraf veya ödeme tarihinden itibaren başlar.
Sonuç
Meslek hastalığı ile ilgili süreç çoğu zaman bu anlattıklarımızla kalmaz. Her somut olaya etki eden farklı unsurlar olabilir. İşte hem bu prosedürü kişi adına takip etmek, gerekli başvuruları yapmak, hukuki ön hazırlık ve dilekçe hazırlamak hem de hesaplamanın ve ödemelerin takip etmek özellikle hatalı yahut ihmali işlemlerden kaçınmak ve telafisi güç zararların önüne geçmek adına bizimle İLETİŞİM geçiniz.






