Türk Adalet Sistemi
İçindekiler
- 1
- 2 Yargı Mercileri
- 3 İdari Yapılanma
- 4 Avukatla Temsil ve Adli Yardım
- 5 Adalet Sistemine İlişkin Bazı Alanlar
Yargı Mercileri
Adli ve İdari Yargı
Türk adalet sisteminde, uyuşmazlıkları çözmekle görevli genel yargı kolu olan adli yargı dışında, idarelerin kamusal alandaki faaliyetlerinden doğan uyuşmazlıkları çözmekle görevli idari yargı kolu da bulunmaktadır. Yargı ayrılığı olarak adlandırılan bu sistemde adli ve idari yargı olmak üzere iki farklı yargı kolu bulunmaktadır.
Her iki yargı kolunda da kanun yolları istinaf ve temyiz olarak iki derecelidir.
Adli Yargı
Ceza davalarının ve hukuki uyuşmazlıkların çözümlendiği adli yargı, Anayasanın veya kanunların başka bir yargı koluna bırakmadığı uyuşmazlıkları çözmekle görevli genel yargı koludur. Adli yargı kendi içinde hukuk ve ceza yargısı olmak üzere ikiye ayrılmış olup ceza yargısında, kamu adına iddia makamı olarak görev yapan Cumhuriyet savcıları da yer almaktadır.
Cumhuriyet Başsavcılıkları
Mahkemelerin bulunduğu her il merkezi ve ilçede o il veya ilçenin adıyla anılan bir Cumhuriyet Başsavcılığı bulunur. Cumhuriyet Başsavcılıklarında yeteri kadar Cumhuriyet savcısı görev yapar. Kolluk kuvvetleri Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı olarak soruşturma işlemlerini yürütür. Resen ya da şikâyet üzerine ceza soruşturmalarının yapılması, kamu davalarında yargılama faaliyetlerine katılarak gerektiğinde kanun yollarına başvurulması, kesinleşen mahkeme kararlarının infazı ile ilgili işlemlerin yürütülmesi ve kanunlarla verilen diğer görevlerin ifa edilmesi Cumhuriyet başsavcılıklarının görevleri arasındadır. Cumhuriyet savcıları hâkimlik teminatına sahiptirler.
İlk Derece Mahkemeleri
Adli yargıda ilk derece mahkemeleri, ceza mahkemeleri ve hukuk mahkemeleri olarak ikiye ayrılmaktadır. İlk derece yargılamasında bazı uyuşmazlıklar ihtisas mahkemeleri veya ihtisaslaşmış mahkeme dairelerince çözümlenir.
Ceza Hâkimlikleri ve Ceza Mahkemeleri
- Sulh Ceza Hâkimlikleri
Sulh ceza hâkimliklerinin, yürütülen soruşturmalarda arama, elkoyma, yakalama, tutuklama kararı verme gibi koruma tedbirleri yönünden hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, Kabahatler Kanunu uyarınca uygulanan idari para cezalarına yapılan itirazları incelemek gibi görevleri bulunmaktadır. Sulh ceza hâkimlikleri tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Asliye Ceza Mahkemeleri
Sulh ceza hâkimlikleri, ağır ceza mahkemeleri ve diğer özel görevli ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işler ile on yıl veya daha az hapis cezası gerektiren yargılama faaliyetleri, asliye ceza mahkemelerinin görevleri arasındadır. Tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir. Bu mahkemelerde Cumhuriyet savcıları iddia makamı olarak görev almaktadır.
- Ağır Ceza Mahkemeleri
Ağır ceza mahkemeleri, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan yağma, irtikâp, resmî belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, hileli iflas suçları, devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, millî savunmaya, devlet sırlarına karşı suçlar, casusluk suçları, Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla görevlidir. Ağır ceza mahkemesi, bir başkan ve iki üye ile toplanarak karar verir. Bu mahkemelerde Cumhuriyet savcıları iddia makamı olarak görev almaktadır.
- Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri
Çocuk ağır ceza mahkemeleri, suça sürüklenen çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakmakla ve Çocuk Koruma Kanunu’nda ve diğer kanunlarda yer alan koruyucu tedbirleri almakla görevlidir. Çocuk ağır ceza mahkemesi, bir başkan ve iki üye ile toplanarak karar verir. Bu mahkemelerde Cumhuriyet savcıları iddia makamı olarak görev almaktadır.
- Çocuk Mahkemeleri
Çocuk mahkemeleri, suça sürüklenen çocuklar hakkında asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin davalara bakmakla ve Çocuk Koruma Kanunu’nda ve diğer kanunlarda yer alan koruyucu tedbirleri almakla görevlidir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Ceza Mahkemeleri
İcra ceza mahkemeleri, İcra İflas Kanunu’nda düzenlenen; gerçeğe aykırı beyanda bulunma, borçlunun ödeme şartını ihlali, nafakaya ilişkin kararlara uymama gibi suçlara bakmakla görevlidir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemeleri
Fikrî ve sınai haklar ceza mahkemeleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen; fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bunlarla bağlantılı hakları ihlal etme suçu, bandrol yükümlülüğüne aykırı hareket etme suçları ve Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen marka hakkına tecavüz suçları ile ilgili dava ve işlere bakmakla görevlidir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- İnfaz Hâkimlikleri
İnfaz hâkimliklerinin hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere yönelik şikâyetler hakkında karar vermek gibi görevleri bulunmaktadır. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
Hukuk Mahkemeleri
- Sulh Hukuk Mahkemeleri
Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar (icra takibi hariç), taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalar ile mirasçılık belgesi verilmesi gibi çekişmesiz yargı işlerini yerine getirmekle görevli genel mahkemelerdir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Asliye Hukuk Mahkemeleri
Asliye hukuk mahkemeleri, özel hukuk uyuşmazlıklarından doğan ve özellikle malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalara bakmakla görevli genel mahkemelerdir. Kanunlarda başka bir mahkemenin görevlendirilmediği bütün dava ve işler asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Asliye Ticaret Mahkemeleri
Asliye ticaret mahkemeleri, ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli ihtisas mahkemeleridir. Bazı ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Asliye ticaret mahkemelerinde uyuşmazlıklar bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetle karara bağlanmakla beraber, bazı uyuşmazlıklar miktar ve değer esas alınarak tek hâkimle sonuçlandırılır.
- İcra Hukuk Mahkemeleri
İcra hukuk mahkemeleri, İcra ve İflas Kanunu uyarınca icra ve iflas dairelerince yapılan işlem ve kararlara yönelik şikâyet ve itirazları incelemekle görevli ihtisas mahkemeleridir. İcra ve iflas dairelerinin gözetim ve denetimi de bu mahkemelerce yürütülür. Tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Kadastro Mahkemeleri
Kadastro mahkemeleri, Kadastro Kanunu uyarınca taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastro ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara bakmakla görevli ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler, tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- İş Mahkemeleri
İş mahkemeleri, İş Kanunu uyarınca işçiler ile işverenler arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü uyuşmazlığa (alacak, tazminat, tespit gibi) bakmakla görevli ihtisas mahkemeleridir. İş uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunluluğu bulunmaktadır.
Yine sosyal güvenlik hukukundan ve sendikal faaliyetlerden doğan uyuşmazlıklar da bu mahkemelerce çözümlenir. Tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Tüketici Mahkemeleri
Tüketici mahkemeleri, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmakla görevli ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir. Tüketici işlemlerinden kaynaklı uyuşmazlıklar için her yıl belirlenen bedelin altında kalan anlaşmazlıklar hakkında tüketici hakları hakem heyetine başvuru zorunluluğu bulunmaktadır. Hakem heyetleri, il ve ilçe bazında görev yapmaktadır. Ayrıca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri
Fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemeleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen haklar ve hususlardan kaynaklı özel hukuk davalarına bakmakla görevli ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler, tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
- Aile Mahkemeleri
Aile mahkemeleri, Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun uyarınca; nişanlılık, evlenme, boşanma, eşler arasındaki mal rejimi, tanıma ve babalık hükmü, soybağı, evlat edinme, velayet, vesayet, çocuk malları, nafaka yükümlülüğü gibi davalara bakmakla görevli mahkemelerdir. Tek hâkimli olarak faaliyet göstermektedir.
Bölge Adliye Mahkemeleri
Bölge adliye mahkemeleri, adli yargı ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamakla görevlidir. Bölge adliye mahkemeleri 15 ayrı bölgede faaliyet göstermektedir.
Hukuk ve ceza daireleri halinde çalışmakta olup, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla oy çokluğu ile karar almaktadır. Bölge adliye mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci sınıf olmuş, daire üyeleri ise birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca atanmaktadır.
Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet başsavcılığı bulunur. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşur. Ceza dairelerinin kararlarına karşı gerektiğinde kanun yollarına başvurmak, dairelerin benzer olaylarda kesin olarak verdikleri kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için ceza daireleri başkanlar kuruluna veya hukuk daireleri başkanlar kuruluna başvurmak gibi görevleri yürütmektedir.
Yargıtay


Yargıtay Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Anayasada yüksek mahkeme olarak yer alan Yargıtay, adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunların başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri temyiz mercii olarak inceleyip karara bağlamakla görevlidir.
Ayrıca özel kanunlarda belirtilen kişiler aleyhindeki görevden doğan tazminat davalarına ve bunların kişisel suçlarına ait ceza davalarına ilk ve son derece mahkemesi olarak bakmaktadır. Hukuk ve ceza dairelerinden oluşan Yargıtayda daireler heyet hâlinde çalışmakta olup kararlar, bir başkan ve dört üyenin katılımıyla oy çokluğu ile alınmaktadır. Yargıtay bünyesinde yeteri kadar tetkik hakimi görev yapmakta olup dosyalar heyete tetkik hâkimleri tarafından sunulmaktadır.
Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrıldıktan sonra en az üç yıl süre ile başarılı görev yapmış ve birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş adli yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından, Hâkimler ve Savcılar Kurulunca seçilir. Yargıtay üyeleri on iki yıl için seçilir. Bir kimse iki defa Yargıtay üyesi seçilemez.
Yargıtay bünyesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı; ceza yargılaması yapan ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı yapılan temyiz başvurularına ilişkin ‘tebliğname’ hazırlamak, Yargıtay Ceza Dairelerinin temyiz incelemesi sonrasında verdikleri kararlara karşı resen veya istem üzerine tespit edilen hukuka aykırılıklar veya daireler arasındaki içtihat farklılıklarının giderilmesi için ‘itiraz’ kanun yoluna başvurmak, mahkemelerce verilip, istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığının talebi üzerine veya resen kanun yararına bozma yoluna başvurmak gibi görevleri yürütmektedir.
Ayrıca üst düzey memurların soruşturulması, siyasi partilerin tüzük ve programlarının Anayasa ve kanun hükümlerine uygunluğunun ve siyasi partilerin faaliyetlerinin denetlenmesi, siyasi partiler ve üyeleri hakkında inceleme ve soruşturma yapılması, siyasi partilerin kapatılması için dava açılması gibi görevleri de bulunmaktadır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde yeteri kadar Yargıtay savcısı görev yapmaktadır.
İdari Yargı
İdari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı yargı koludur. Yargılamalarda yazılı yargılama usulü geçerli olup incelemeler evrak üzerinden yapılmaktadır. İdari yargı ilk derece mahkemeleri idare ve vergi mahkemelerinden oluşmaktadır.
İlk Derece Mahkemeleri
- İdare Mahkemeleri
İdare mahkemeleri, idari işlemlerin iptali ile idari işlem ve eylemlerden doğan zararların tazmini için açılan tam yargı davalarını karara bağlamakla görevli mahkemelerdir. İdare mahkemeleri kural olarak bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetler hâlinde çalışmaktadır. Ancak, belirli bir tutarın altında kalan parasal uyuşmazlıklarda, tek hâkimle de karar verebilmektedir.
- Vergi Mahkemeleri
Vergi mahkemeleri, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlere ilişkin davalar ile bu konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları karara bağlamakla görevlidir. Vergi mahkemeleri kural olarak bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetler hâlinde çalışmaktadır.
Ancak, belirli bir tutarın altında kalan parasal uyuşmazlıklarda, tek hâkimle de karar verebilmektedir.
Bölge İdare Mahkemeleri
Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı yapılan itiraz ve istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak yanında yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını karara bağlamakla da görevlidir. Bölge İdare Mahkemeleri 8 ayrı bölgede faaliyet göstermektedir. Bölge idare mahkemeleri bir başkan ve iki üyeden oluşan heyetler hâlinde çalışmaktadır. Bölge idare mahkemesi başkanı ve daire başkanları birinci sınıf olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş; daire üyeleri ise en az birinci sınıfa ayrılmış olup, birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş idari yargı hâkim ve savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulunca atanmaktadır.
Danıştay

Danıştay Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Anayasada yüksek mahkeme olarak yer alan Danıştay, belirli idari davalara ilk derece mahkemesi olarak bakmakta, diğer idari davalar açısından ise temyiz incelemesi görevini yerine getirmektedir. Danıştay, aynı zamanda bazı konulara özgü olmak üzere bir danışma ve inceleme merciidir. Danıştay, daireler hâlinde ve heyet olarak çalışmakta olup, her heyet bir başkan ve dört üyeden oluşmaktadır. Danıştay üyelerinin bir kısmı birinci sınıfa ayrıldıktan sonra en az üç yıl bu görevlerde başarı ile çalışmış olan ve birinci sınıfa ayrılma niteliğini kaybetmemiş idari yargı hâkim ve savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, bir kısmı da üst düzey kamu görevlileri arasından Cumhurbaşkanınca atanır. Danıştay üyeleri on iki yıl için seçilir. Bir kimse iki defa Danıştay üyesi seçilemez.
Ayrıca, Danıştay bünyesinde Başsavcılık birimi bulunmakta olup, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda görülen dava dosyalarında, esas hakkındaki düşüncelerini bildirmekle görevlidir. Danıştay Başsavcılığı bünyesinde yeteri kadar Danıştay savcısı görev yapmaktadır.
Anayasa Yargısı (Anayasa Mahkemesi)

Anayasa Mahkemesi Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Anayasa Mahkemesi; kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler.
Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer verilen herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla yapılan bireysel başvurular da Anayasa Mahkemesince incelenerek karara bağlanır.
Ayrıca yüce divan yargılamaları ile siyasi partilerin mali denetimi ve kapatma davaları da Anayasa Mahkemesinde görülür. Türkiye Büyük Millet Meclisince yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düştüğüne karar verilmesi durumunda bu kararlara karşı iptal istemi ile yapılan başvuruları da kesin olarak karara bağlar.
Anayasa Mahkemesi, on beş üyeden oluşmakta olup, üyelerinin üçü Türkiye Büyük Millet Meclisince Sayıştay Başkan ve üyeleri ile serbest avukatlar arasından, geri kalan 12 üye ise Cumhurbaşkanı tarafından, Yargıtay ve Danıştay Başkan ve üyeleri, hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticiler, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile en az beş yıl raportörlük yapmış Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçilir.
Uyuşmazlık Yargısı (Uyuşmazlık Mahkemesi)

Uyuşmazlık Mahkemesi Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Uyuşmazlık mahkemesi, adli ve idari yargı organları arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmekle görevli yüksek mahkemedir. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, Anayasa Mahkemesince kendi üyeleri arasından, üyeleri ise Yargıtay ve Danıştay daire başkan ve üyeleri arasından genel kurullarınca seçilir.
Hesap Yargısı (Sayıştay)

Sayıştay Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Sayıştay, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idarelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarının, hesap ve işlemlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlenmesi ve hükme bağlanması işlerini yapmakla görevlidir. Sayıştayın denetleme konusu alanında yargılama yapma görevi de bulunmaktadır. Sayıştay başkan ve üyeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilir. Sayıştay bünyesinde ayrıca Sayıştay denetçileri ve Sayıştay denetçi yardımcıları görev yapmaktadır.
Seçim Yargısı (Yüksek Seçim Kurulu)

Yüksek Seçim Kurulu Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ile ilgili bütün işlemleri yapma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama görevi Yüksek Seçim Kurulu tarafından yerine getirilir. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.
Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından seçilir.
İdari Yapılanma
Adalet Bakanlığı

Adalet Bakanlığı Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Görevleri ve Teşkilat Yapısı
Görev ve Yetkileri
Kanunlarda kurulması öngörülen mahkemelerin açılarak teşkilatlandırılması, ceza infaz kurumları, icra ve iflas daireleri gibi her derece ve türdeki adalet kurumlarının kurulması ve bunlara ilişkin hizmetlerin yürütülmesi, idari görevleri yönünden adalet kurumlarının gözetim ve denetiminin yapılması, adli sicilin tutulması, hukuki ve cezai konularda uluslararası adli yardımlaşma; tebligat, istinabe, suçluların iadesi, hükümlülerin transferi işlemlerinin yapılması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türkiye aleyhine açılan davalara ilişkin süreçlerin yürütülmesi gibi konular Adalet Bakanlığının görev ve yetkileri arasındadır.
Teşkilat Yapısı
Adalet Bakanlığı; merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlardan meydana gelmektedir. Adalet Bakanı Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve adalet politikalarının yürütülmesinden sorumludur. Bakan aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulunun başkanıdır. Bakanlık; Bakanlık Makamı, Bakan Yardımcılıkları, Genel Müdürlükler, Başkanlıklar ve Daire Başkanlıkları şeklinde teşkilatlanmıştır. Bakanlık yönetiminde görev alanların tamamına yakını hâkim sınıfından oluşur.
Bakanlığın yurt dışı teşkilatını ise adalet müşavirlikleri oluşturmaktadır. Söz konusu kadrolara hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından atama yapılmaktadır. Hâlihazırda Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler, New York ve Cenevre Ofisleri nezdinde Daimi Temsilcilikleri ile Berlin, Brüksel, Lahey, Londra, Moskova, Paris, Saray Bosna, Lefkoşe ve Washington Büyükelçilikleri nezdinde adalet müşavirleri görev yapmaktadır.
Adalet Bakanlığının bağlı kuruluşları; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, Ceza İnfaz Kurumu ile Tutukevleri İşyurtları Kurumudur. Bakanlığın ilgili kuruluşu; Türkiye Adalet Akademisi, ilişkili kuruluşları ise; Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kişisel Verileri Koruma Kurumudur.
İlgili, İlişkili ve Bağlı Kuruluşlar
Türkiye Adalet Akademisi
Türkiye Adalet Akademisi; bilimsel, idari ve mali özerkliği olan, özel bütçeli bir kurumdur. Hâkim ve savcı adaylarına yönelik meslek öncesi eğitim ile hâkim ve savcılara yönelik meslek içi eğitim planlarını hazırlamak, yayımlamak ve uygulamak, talepleri hâlinde noterler ve avukatlar ile eğitim ve öğretim hizmetlerinden faydalanması uygun görülen diğer kişilere yönelik eğitim programlarını hazırlamak ve uygulamak Akademi’nin görevleri arasında yer almaktadır. Bunların yanı sıra, hukuk ve adalet alanını ilgilendiren konularda uzmanlık ve sertifika programları ile kurs, seminer, sempozyum, konferans ve benzeri etkinlikleri düzenlemek, bilgi bankası ve kütüphane kurmak, yayınlar yapmak gibi görevleri de bulunmaktadır. Akademi ayrıca hukuk ve adalet alanında, ulusal ve uluslararası gelişmeleri takip etmekte, bilimsel araştırma ve çalışmalar yapmakta, eğitim faaliyetlerinin standart ve kalitesinin artırılmasına yönelik stratejik hedefler belirlemekte, bu amaçla kurum ve kuruluşlarla iş birliği içerisinde projeler geliştirmektedir.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Türkiye’nin insan hakları alanında tarafı olduğu uluslararası mevzuatla uyumlu olarak kanunla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz bir kurumdur. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi, işkence ve kötü muameleyle etkin mücadele edilmesi ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevinin yerine getirilmesi, kişilerin eşit muamele görme hakkının güvence altına alınması, hukuken tanınmış hak ve hürriyetlerden yararlanmada ayrımcılığın önlenmesine ilişkin faaliyetler görevleri arasındadır.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, Anayasada güvence altına alınan haklar kapsamında, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek amacıyla kanunla kurulmuş, kamu tüzel kişiliğini haiz ve idari özerkliğe sahip bir kamu kurumudur.
Adli Tıp Kurumu
Adli Tıp Kurumu, adli mercilerin resmî bilirkişilik kurumu olarak yasa ile kurulmuştur. Kurumun merkezi İstanbul’da olup; çalışmalar ihtisas daireleri ve ihtisas kurulları aracılığıyla yürütülmektedir. Merkez’e bağlı olarak çalışan grup başkanlıkları ile şube müdürlükleri de illerde hizmet vermektedir.
Ceza İnfaz Kurumları İle Tutukevleri İşyurtları Kurumu
Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu, hükümlü ve tutukluların meslek ve sanatlarının korunup geliştirilmesi veya bir meslek ve sanat öğrenmeleri amacına yönelik çalışmalarını sağlamak üzere, işyurtları açmak ve bunların bütün mali ve idari işlerini bir merkezden düzenlemek ve yönetmek amacıyla kurulmuş özel bütçeli bir kuruluştur.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu
Hâkimler ve Cumhuriyet savcılarıyla ilgili mesleğe kabul etme, atama, terfi, disiplin, izin ve yüksek yargıya üye seçimi gibi işlemleri, hukukun üstünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile hâkimlik ve savcılık teminatı esaslarına göre yerine getirmek üzere kurulmuş Anayasal bir Kurul’dur. Kurul, idari ve mali yönden bağımsız olup görevlerini yerine getirirken ve yetkilerini kullanırken hiçbir organ, makam, merci veya kişi Kurul’a emir ve talimat veremez.
On üç üyeden oluşan Kurul’da üyelerin bir kısmı, ilk derece adli ve idari yargı mahkemelerinde görev yapan ve birinci sınıf olup birinci sınıfa ayrılmayı gerektiren nitelikleri yitirmemiş hâkim ve Cumhuriyet savcıları arasından Cumhurbaşkanınca, bir kısmı da Yargıtay ve Danıştay üyeleri ile belli nitelikleri haiz hukukçu öğretim üyeleri ve avukatlar arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından nitelikli çoğunlukla seçilir. Kurul’un Başkanı Adalet Bakanı’dır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu iki daire ve genel kurul hâlinde çalışmaktadır.
Avukatla Temsil ve Adli Yardım
Avukatlık Mesleği

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları için Tıklayınız
Türkiye’de avukatlık, kamu hizmeti niteliği taşıyan serbest bir meslektir ve yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.
Avukatlar bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. Yargı organları, kolluk kuvvetleri, diğer kamu kurum ve kuruluşları, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır.
Avukatlık mesleği, hukuk fakültesi mezunu olup avukatlık stajını tamamlayarak baro levhasına kaydı bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından yerine getirilir.
Avukatlık stajı bir yıl olup, altı aylık bölümü adliyelerde, kalan kısmı da en az beş yıl kıdemi olan ve staj yaptığı baroya kayıtlı bir avukat yanında yapılır.
Mahkemeler ile hakem veya yargı yetkisini haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etme ve savunma, adli işlemleri takip etme, bu işlere ait bütün evrakı düzenleme ve hukuki meselelerde mütalaa verme yetkisi baro levhasına kayıtlı avukatlara aittir. Avukatlar resmi dairelerdeki işleri de takip edebilirler.
Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek, avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.
Barolar ve Türkiye Barolar Birliği

Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Türkiye Barolar Birliği Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlâkını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.
Bölgesi içinde en az otuz avukat bulunan her il merkezinde bir baro kurulur. Beş binden fazla avukat bulunan illerde asgari iki bin avukatla birden fazla baro kurulabilir.
Türkiye Barolar Birliği, bütün baroların katılmasıyla oluşan bir kuruluştur. Birlik, tüzel kişiliği haiz, baroları ve avukatları ilgilendiren konularda çeşitli görev ve yetkileri bulunan, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Birliğin merkezi Ankara’dadır.
Adli Yardım
Adalete erişimin en önemli unsurlarından biri olan adli yardım, adalet hizmetlerinden yararlanmak için gerekli olan masrafları ödeme gücünden yoksun olan veya herhangi bir sebeple hakkını arayamayan veya kendisini savunamayacak durumda olan bireylerin önündeki engellerin kaldırılmasını öngören hukuki önlemler bütünüdür.
Ceza yargılamasında talepte bulunan tüm şüpheli ile sanıkların ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suç mağdurlarının ücretsiz olarak avukatla temsil imkânı bulunmaktadır.
Şüpheli veya sanık; kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise istemi aranmaksızın herhangi bir dava türü ile de sınırlandırılmadan kendisine müdafi görevlendirilmesi yapılmaktadır. Soruşturma veya kovuşturma aşamasında sanık, şüpheli veya mağdur çocukların avukatı yoksa, avukat atanması için istem aranmamaktadır.
Ceza yargılamasında adli yardım, faydalanıcıya avukat ücreti de dâhil olmak üzere her türlü masraftan muafiyet tanımaktadır. Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.
Hukuk ve idare mahkemelerinde veya icra dairelerinde gereken yargılama veya takip giderlerini karşılama olanağı bulunmayanlar için adli yardım sağlanmaktadır. Adli yardım, faydalanıcılara yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağlar.
Barolara yöneltilen adli yardım talebi ile avukatlık ücretini karşılama olanağı bulunmayanlar için avukatlık hizmetleri adli yardım büroları tarafından sağlanmaktadır. Ceza yargılamasında olduğu gibi hukuk ve idare mahkemelerinde de adli yardım, herhangi bir dava türü ile sınırlandırılmamıştır. Yabancılar da adli yardımdan yararlanabilirler.
Adalet Sistemine İlişkin Bazı Alanlar
Ceza İnfaz Sistemi
Ceza ve tevkif evlerinin idaresi Adalet Bakanlığındadır. Yapılan reformlar sonucunda infaz sistemi, insan hakları alanındaki gelişmelere uygun, toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilen yasal düzenlemeler ile yetkin ve eğitimli personelin yetiştirilmesiyle güçlendirilmiştir. Ceza infaz kurumlarının fiziki alt yapısında iyileştirmeler yapılarak, modern ceza infaz kurumları inşa edilmiştir. Adalet Bakanlığına bağlı eğitim merkezlerinde nitelikli infaz personeli sürekli olarak eğitime tabi tutulmaktadır.
İş Yurtları
Hükümlü ve tutukluların bir meslek veya sanat öğrenmesi, bu becerilerinin geliştirilmesi ve ürettikleri ekonomik değerleri pazarlamak için ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde iş yurtları kurulmuştur. Tutuklu ve hükümlülerin çalışmasına ve gelir elde etmesine olanak sağlayan iş yurtları, onların topluma kazandırılmaları ve tahliye sonrasındaki hayata adapte olmaları açısından önemli bir modeldir.
Alternatif İnfaz Sistemi (Denetimli Serbestlik)
Modern ceza infaz sisteminin yeniliklerinden biri olan denetimli serbestlik, hükümlülerin suç işlemesine neden olan davranışlarının düzeltilerek, tekrar suç işlemelerinin önlenmesi, ceza infaz kurumundan salıverilen hükümlülerin takip edilmesi, madde bağımlılarının rehabilitasyonu, mağdurların uğradıkları zararın giderilmesi ve bu yolla toplumun korunmasıdır. Bu sistemle hükümlünün cezası, cezaevi dışında infaz edilmektedir.
Denetimli serbestlik uygulaması kapsamında, adli para cezasına karşılık kamuya yararlı bir işte çalıştırılma, hapis cezasının konutta infazı, adli kontrol gibi birçok karar türünün infazı, Adalet Bakanlığına bağlı denetimli serbestlik müdürlüklerince yerine getirilmektedir.
Elektronik İzleme
Hüküm öncesinde tutuklama yerine verilen bazı adli kontrol tedbirlerinin yerine getirilmesinde, ceza yaptırımı kapsamında hüküm olarak hapis cezası yerine verilen bazı kararların infazında, salıverme sonrasında ise ceza infaz kurumundan şartlı salıverilen hükümlüler ile bazı suç faillerinin toplum içinde denetim ve takibinde, elektronik izleme kullanılmaktadır.
Elektronik İzleme bir Merkez tarafından yerine getirilir. Bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması UYAP sistemi tarafından sağlanmaktadır.
Uygulama kapsamına giren şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik izleme cihazı ile yerine getirilir. Sistem sayesinde konuttan dışarı çıkmama, belirli yerlere gitmeme gibi yükümlülük veya tedbirlerin etkin denetimi mümkündür.
İyileştirme Faaliyetleri
Ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlüler ile denetimli serbestlik müdürlüklerindeki yükümlülerin kişisel gelişimine ve sosyal uyumuna yardım etmeye yönelik birçok faaliyet yürütülmektedir. Bu sayede hükümlülerin rehabilitasyon sürecine sosyal gelişimlerine katkıda bulunularak yeniden suç işlemelerinin önlenmesi sağlanmaktadır.
Hükümlü ve tutuklu çocukların, kurumda bulundukları süreci kendileri için bir değişim ve dönüşüm süreci haline getirmek amacıyla bireysel ihtiyaçları dikkate alınarak grup ve bireysel eğitim hizmetleri yürütülmektedir.
Ceza infaz kurumlarında annesinin yanında kalan çocukların psiko-sosyal gelişimlerinin desteklenmesi hususundaki çalışmalar, ceza infaz kurumlarında bulunan psiko-sosyal yardım servisleri tarafından sürdürülmektedir. Çocukların zihinsel ve ruhsal gelişimleri, anaokulu ve kreşten faydalanma durumlarına yönelik iş ve işlemleri, dışarıdaki yakınları ile ilişkileri, ceza infaz kurumlarındaki yaşamları, bu birimlerde görev yapan psikolog ve sosyal çalışmacılar tarafından takip edilmektedir.
Salıverilme Sonrası Destek Hizmetleri
Ceza infaz kurumlarından salıverilen hükümlüler ile denetimli serbestlik yükümlülerinin meslek veya sanat edinmeleri, iş bulmaları, çocuk ve genç hükümlülerin öğrenimlerine devam etmeleri konularında yardımcı olmak üzere, o yer Cumhuriyet başsavcılığına bağlı olarak kurulan koruma kurulları faaliyet göstermektedir.
Koruma kurullarında çeşitli kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri yer almaktadır. Koruma kurulları aracılığıyla; denetimli serbestlik altında bulunan hükümlüler ve eski hükümlülere aynî ve nakdî yardım, iş bulma, kredi temini, eğitim, sağlık, psiko-sosyal destek gibi konularda yardımcı ve yönlendirici hizmetler sunulmaktadır.
İcra ve İflas Sistemi
Mahkemelerin ceza hukuku dışında kalan ve cebri icraya konu edilebilen kararları Adalet Bakanlığına bağlı icra ve iflas daireleri tarafından yerine getirilir. İcra ve iflas daireleri; ayrıca alacakların tahsili, taşınmaz tahliyesi, menkul ve gayrimenkul teslimi, ihtiyati haciz ve tedbir kararlarının infazı, iflas ve konkordato gibi diğer hukuki işlemleri gerçekleştirmekle görevlidir.
İcra dairelerinin denetimi, icra daireleri başkanlığı, icra mahkemesi hâkimleri, Cumhuriyet savcıları ve adalet müfettişlerince gerçekleştirilir. Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan bazı takipler, icra dairesi aracı kılınmaksızın avukatlar tarafından (haciz aşamasına kadar olan kısım) yürütülmektedir. İcra dairelerinde elektronik dosya sistemi uygulanmaktadır.
Bilirkişilik Sistemi
Yargı mercileri çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine ya da kendiliğinden bilirkişi görüşünün alınmasına karar verebilir. Bilirkişiler kendi uzmanlık alanlarına ilişkin çıkan uyuşmazlıklar hakkında teknik görüş sunduklarından uyuşmazlıkların çözümünde önemli fonksiyonları bulunmaktadır.
Bilirkişiler, bilirkişilik temel eğitimini aldıktan sonra ve aranan nitelikleri taşımaları halinde bilirkişilik bölge kurulunca sicile ve listeye kaydedilmelerine karar verilir. Bilirkişilik sicili Adalet Bakanlığı bünyesinde tutulur. Bilirkişiler sicile kaydolmak şartıyla yemin ederek görevlerine başlarlar. Bilirkişiler bölge kurulunun hazırladığı listeden hakimler tarafından görevlendirilir. Hakimler söz konusu sicilde kayıtlı olmasa da akademik bilgi ve ihtisas gerektiren konularda alanında yetkin kişileri, bilirkişi olarak görevlendirebilirler.
Bilirkişiler görevlerini, bağımsız ve tarafsız olarak, Bilirkişilik Kanunu’nda sayılan temel ilkeler ve Bilirkişilik Yönetmeliği’nde belirlenen etik ilkeler ile hazırlanan rehber ilkelere uygun olarak yerine getirirler. Bilirkişiler, görevlerinin ifası ile ilgili konularda Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisi olarak sorumlu tutulurlar.
Adli Yardımlaşma
Uluslararası adli yardımlaşma işlemlerinde merkezi makam, Adalet Bakanlığı olup, bu görev Adalet Bakanlığı bünyesinde Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
Tarafların, tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi, bilgi ve delil temini, banka kayıtları, muhasebe belgeleri, şirket dosyaları ve ticari belgeler de dâhil olmak üzere ilgili belge ve kayıtların asıllarının veya tasdikli suretlerinin sağlanması, keşif yapılması, bilirkişi raporu alınması, adres tespiti, dava ve cevap dilekçesi, duruşma günü, gerekçeli karar tebliği gibi işlemler, uluslararası istinabe yoluyla yerine getirilebilecek işlemlerdir. Bu işlemler, çok taraflı sözleşmeler ve ikili anlaşmalar hükümlerince yerine getirilir.
Ülkemiz, 47 ülke ile müstakilen hukuki ve ticari konularda veya içinde hukuki ve ticari konularda adli yardımlaşma hükümlerini de barındıran iki taraflı anlaşma imzalamıştır.
Yargıda Bilişim

UYAP Kararlarını Aramak İçin Tıklayınız
Yargısal faaliyetler Ulusal Bilişim Sistemi (UYAP) ile dijital ortamda yürütülmektedir. Bireyler ve avukatlar, sistem sayesinde internet üzerinden dava açabilmekte ve davalarına ait tüm bilgileri takip edebilmektedir. UYAP ile bütün adliyeler ve ilgili birçok kurum elektronik ağla birbirine bağlıdır. Mahkemeler, savcılıklar, icra daireleri ve ceza infaz kurumları gibi birimlerde görülen yargısal ya da idari tüm iş ve işlemler bu sistem üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Yine, SMS bilgi sistemine üye olan kişiler; haklarındaki dava, icra takibi ya da işlemler hakkında SMS yoluyla bilgilendirilmekte, içerisinde yer aldıkları yargısal süreçlere ilişkin bilgilere, çağrı merkezlerindeki operatörler aracılığıyla da kolayca ulaşabilmektedir.
Ayrıca Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile mahkemelerce uzaktan görüntülü görüşme ile ifade ve beyan alınabilmekte, tüm adliye ve ceza infaz kurumlarında bu sistem kullanılmaktadır.
Hukuk Eğitimi ve Hukuk Mesleklerine Giriş Sistemi
Türkiye’de hukuk eğitimi, üniversitelerin hukuk fakültelerince yerine getirilir. Hukuk fakülteleri, hukuk biliminin yanı sıra bu bilimle doğrudan ya da dolaylı ilgisi bulunan çeşitli alanlarda eğitim ve öğretim verilen, araştırmalar yapılan, öğrencilerini hâkimlik savcılık, avukatlık, noterlik gibi mesleklere hazırlayan bölümlerdir.
Adalet meslek yüksekokulları ise temel olarak yargı sistemi içerisinde görev alacak zabıt kâtibi, infaz koruma memuru, cezaevi kâtibi, mübaşir gibi meslek elemanları yetiştirilen eğitim ve öğretim kurumlarıdır.
Hukuk fakültelerinde eğitim süresi 4 yıldır. Fakültelerin müfredatlarında tüm hukuk disiplinlerine ilişkin dersler yanında, uluslararası örgütler hukuku, hukuk ve toplum, Avrupa Birliği kurumları, AB rekabet hukuku, hukuk ve psikoloji, ceza adaleti, medya ve iletişim hukuku, internet hukuku, spor hukuku, yabancı yatırımlar hukuku, rekabet hukuku ve uluslararası ceza hukuku gibi birçok seçmeli derse de yer verilmektedir.
Hukuk eğitiminin önemli bir bileşeni olarak kabul edilen ‘’hukuk kliniği’’ uygulamaları da hukuk fakültelerince yerine getirilmektedir. Bu uygulama ile hukuk fakültesi öğrencilerine fakülte gözetiminde dezavantajlı gruplara hukuki danışmanlık yapabilmeleri imkânı sağlanmaktadır. Böylelikle hukuk eğitimi ile uygulama arasındaki bağ güçlendirilmekte ayrıca ekonomik gücü yeterli olmayanların hukuki destek almaları da kolaylaştırılmış olmaktadır.
Hâkim adaylığı sınavına girebilmek veya avukatlık ya da noterlik stajına başlayabilmek için hukuk alanındaki bilgi ve yetkinliği ölçmek amacıyla yapılan merkezi sınavda başarılı olma şartı getirilmiştir. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’nda yeterli puan alanlar, ilgili kanunlarda yer alan adaylık sınavlarına girmeye veya staj başvurusu yapmaya hak kazanırlar.
Noterlik Sistemi
Noterlik, bir kamu hizmeti olarak adalet sisteminin önemli bir parçasıdır. Noterlikler, hukuk güvenliğini sağlamak ve uyuşmazlıkları önlemek için taraflar arasında gerçekleşen işlemleri belgelendirerek, işleme hukuki mahiyet kazandıran müesseselerdir. Noterlik işlemleri sayesinde hukukî işlemler belgelendirilmekte, bu işlemlere dair belgeler düzenli bir şekilde saklanmakta ve bu suretle yargıya intikal eden uyuşmazlıklar daha kolay çözümlenmektedir. Noter olabilmek için hukuk fakültesi mezunu olmak ve Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı’ndan başarılı olmak gerekmektedir.
Yurt içinde herhangi bir noterlikte gerçekleştirilen bir işlemin örneği başka bir noterlikten alınabileceği gibi konsolosluklarla sağlanan entegrasyon sayesinde yurt dışında yapılan bir işlemin örneği de Türkiye’deki herhangi bir noterlikten alınabilmektedir. Noterlik işlemlerinde “güvenli ödeme sistemi” uygulanmaktadır.
Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, uyuşmazlıkların dava konusu edilmeden taraflar arasında barışçıl, hızlı ve ekonomik bir şekilde çözümlenmesi için geliştirilmiş yöntemler bütünüdür.
Arabuluculuk
Arabuluculuk, arabulucu adı verilen bağımsız ve tarafsız üçüncü kişi eşliğinde yürütülen esnek bir anlaşmazlık çözüm sürecidir. Arabuluculuk, taraflara mahkemede elde edilemeyecek fırsatlar sunar; iletişim sorunlarının giderilerek, problemlerin konuşulması ve üzerinde anlaşılabilecek alanların ortaya çıkarılması için olanak sağlar. Taraflar kararlarını kendileri verirler, arabulucunun ise karar verme yetkisi yoktur.
Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler. Arabuluculuk sırasında paylaşılan bütün bilgi ve belgeler gizli tutulur. Arabuluculuk sırasında yapılan açıklamalar ile paylaşılan belgeler başka bir amaçla kullanılamaz.
Taraflar, uyuşmazlığın çözümüne yönelik bir anlaşmaya vardığında ya da süreçten vazgeçip çekildiğinde veya arabulucunun süreci sona erdirme yetkisini kullanması halinde arabuluculuk sona erer. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar bir anlaşmaya vardığında, yazılı bir anlaşma belgesi hazırlanır ve bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar mahkemeden bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler.
Taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi ise icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.
Türk vatandaşı olup, hukuk fakültesi mezunları arasında 5 yıllık meslek tecrübesi olanlar Adalet Bakanlığı tarafından verilen arabuluculuk eğitiminin sonunda düzenlenen yazılı sınavda başarılı olmaları şartıyla arabulucu olarak görevlendirilir. Arabulucular, Adalet Bakanlığı tarafından tutulan sicile kayıtlı olmak zorundadırlar.
İş Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamındaki bir kısım uyuşmazlıklar ile bazı ticari uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için öncesinde arabulucuya başvurulması zorunludur.
Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/a maddesine göre, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen tüm ticari davalar ile diğer özel kanunlarda yer alan ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Yani, arabulucuya başvurulmadan bu tür davalar doğrudan asliye ticaret mahkemesine açılamaz.
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
Gayrimenkul Hukukunda Arabuluculuk
Taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişlidir (6325 sayılı Kanun m.17/B). Bu uyuşmazlıklarda, tarafların yazılı olarak kararlaştırması ve arabulucunun bu kararı tutanak altına alması halinde arabulucunun talebiyle, arabuluculuk süreciyle sınırlı olmak ve konulduğu tarihten itibaren üç ayı geçmemek üzere tasarruf yetkisinin kısıtlandığına dair tapu siciline şerh verilir. Bu şerh, tarafların anlaşamaması veya tarafların şerhin kaldırılması konusunda anlaşması halinde arabulucunun talebiyle, üç aylık sürenin sonunda ise kendiliğinden kalkar.
Gayrimenkul hukukuna ilişkin aşağıdaki uyuşmazlıklarda da dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6325 sayılı Kanun m.18/B):
- Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar.
- Taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar.
- 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan uyuşmazlıklar.
- Komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar.
İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk
İş hukukunda işçi ve işveren arasındaki yıllık izin ücreti, fazla çalışma (fazla mesai) ücreti, maaş vb. gibi işçilik alacakları ile ihbar tazminatı, kıdem tazminatı vb. gibi tazminatlardan kaynaklanan uyuşmazlıklar 01.01.2018 tarihinden itibaren zorunlu arabuluculuk yoluyla çözülecektir (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3).
İşçi ve işveren aralarındaki hukuki sorunu gidermek için öncelikle zorunlu olarak arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucuya başvurmadan iş mahkemesinde açılan iş davaları “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddedilecektir.
İşçi ve işveren, iş hukuku ile ilgili hukuki sorunun çözümü için bir arabulucu üzerinde anlaştıkları takdirde, uyuşmazlığı her iki tarafın da kabul ettiği arabulucu çözmeye çalışır. Taraflar, bir arabulucu üzerinde uzlaşamadıkları takdirde, her adliyede bulunan “arabuluculuk merkezi” listeye kayıtlı arabulucular arasından seçeceği bir arabulucuyu uyuşmazlığı çözmek üzere görevlendirir.
İş hukukunda “dava şartı” olarak kabul edilen arabuluculuğun uygulama alanları şu şekildedir:
- İşe İade Davalarında Zorunlu Arabuluculuk
İşe iade davaları, iş sözleşmesinin hukuka aykırı feshedilmesi halinde işçinin işine geri dönmesini sağlayan bir iş davası türüdür. İşçi, iş akdi feshedildikten sonra işe iade davası açmadan önce uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözülmesi için arabulucuya başvurmak zorundadır. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir (4857 sayılı İş Kanunu m.20/1).
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde;
- İşe başlatma tarihini,
- Ücret ve diğer hakların parasal miktarını,
- İşçinin işe başlatılmaması durumunda tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur (4857 sayılı İş Kanunu m.21/5).
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/15).
- Kıdem Tazminatında Zorunlu Arabuluculuk
Kıdem tazminatı, belli koşulların sağlanması halinde işyerinde çalıştığı süre boyunca kazandığı kıdeminin karşılığı olarak işverence işçisine ödenen tazminattır. Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için aynı işverenin işyerlerinde en az 1 yıl çalışmak gereklidir. Kıdem tazminatı hakkı elde ettiği halde, alacağını işverenden alamayan işçi öncelikle arabulucuya başvurarak uyuşmazlığın giderilmesini talep edecektir.
- İhbar Tazminatında Zorunlu Arabuluculuk
İhbar tazminatı, önceden bildirimde bulunulmaksızın iş akdi haksız feshedilen işçiye işyerinde sahip olduğu kıdeme göre değişen oranlarda ödenen tazminattır. İhbar tazminatı alacağına hak kazanılıp kazanılmadığı, tazminatın miktarı ve ödeme şekli nedeniyle işçi ile işveren arasında çıkan uyuşmazlıklar dava açılmadan önce “zorunlu arabuluculuk” kurumu yoluyla çözülecektir.
- Fazla Çalışma (Mesai) Ücretinde Zorunlu Arabuluculuk
Fazla çalışma ücreti, iş kanununun belirlediği çerçevede ve şartlarda işçinin işyerinde haftalık 45 saati aşan çalışmalarıdır. İşveren, haftalık 45 saati aşan her saatlik çalışma için normal saat ücretinin %50 fazlası kadar fazla mesai ücreti ödemek zorundadır. Fazla çalışma ücreti, uygulamada mahkemeleri en çok meşgul eden uyuşmazlıktır. Fazla çalışma ücreti alacağı için de iş mahkemesinde dava açmadan önce “zorunlu arabuluculuk” kurumuna başvurulması gerekir.
Yıllık ücretli izin, maaş (işçilik aylık ücreti veya yevmiye ücreti), genel tatil ücretleri, milli ve dini bayram tatil ücretleri için de dava açılmadan önce uyuşmazlığın “zorunlu arabuluculuk” yoluyla çözümü için başvurulması zorunludur.
- İşçi ile İşverenin Birbirine Hakaret Etmesi
Çalışma hayatında işçi ve işveren arasında en sık yaşanan sorunlardan biri tarafların birbirine hakaret etmesidir. İşçi ve işverenin birbirine hakaret etmesinden kaynaklanan tazminat istemleri de zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Taraflar, iş ilişkisinden kaynaklanan nedenlerle birbirine hakaret etmişse doğrudan dava açamayacak, önce arabuluculuk yöntemiyle sorunu çözmeye çalışacaktır. İşyerindeki iş malzemelerine veya mallara zarar verilmesinden kaynaklanan tazminat istemleri de öncelikle zorunlu arabuluculuk yoluyla çözülmelidir.
Hemen belirtelim ki; iş kazaları veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bu konulara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk yoluna gidilmesi zorunluluğu aranmamaktadır. Bu davalar doğrudan iş mahkemesine açılabilir.
Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Uzlaştırma
Uzlaşma, uzlaştırma kapsamına giren bir suç nedeniyle şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin anlaşmış olmalarıdır. Uzlaştırma ise uzlaşma kapsamına giren bir suç nedeniyle başlatılan soruşturma veya kovuşturma sırasında; şüpheli veya sanık ile mağdur, suçtan zarar gören veya kanuni temsilcinin, Cumhuriyet savcısı tarafından görevlendirilen tarafsız bir uzlaştırmacı marifetiyle anlaştırılmaları suretiyle, uyuşmazlığın giderilmesi sürecidir.
Avukatlar ve hukuk öğrenimi görmüş kişiler uzlaştırmacı olabilmektedir. Bunun için uzlaştırmacı eğitimini tamamlamak, yazılı sınavda başarılı olmak ve uzlaştırmacı siciline kayıt olmak gerekmektedir.
Uzlaşmada edimler; fiilden kaynaklanan maddi veya manevi zararın tamamen ya da kısmen tazmin edilmesi veya eski hale getirilmesi, bir kamu kurumu veya kamu yararına hizmet veren özel bir kuruluş ile yardıma muhtaç kişi ya da kişilere bağış yapmak gibi edimlerde bulunulması, belirli kamu hizmetlerinin geçici süreyle yerine getirilmesi, topluma faydalı birey olmayı sağlayacak bir programa katılımın sağlanması, mağdurdan veya suçtan zarar görenden özür dilenmesi olabilir. Taraflar edimsiz olarak da uzlaşabilirler.
Soruşturma evresinde uzlaşmanın gerçekleşmesi ve edimin yerine getirilmesi hâlinde, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir ve adlî sicile kaydedilmez. Aksi hâlde kamu davası açılır. Kovuşturma evresinde uzlaşmanın gerçekleşmesi ve edimin yerine getirilmesi hâlinde, düşme kararı verilir ve adlî sicile kaydedilmez. Aksi hâlde yargılamaya devam olunur.
Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Seri Muhakeme
Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren suçlarda, soruşturma evresi sonunda Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davası açılması için yeterli şüpheye ulaşıldığında ve bu suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde uygulanan alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biridir.
Seri muhakeme usulünde uygulanacak yaptırım, Cumhuriyet savcısı tarafından belirlenmektedir. Cumhuriyet savcısı, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.
Cumhuriyet savcısı, şüpheliyi usul ve hukuki sonuçlar hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgilendirip, seri muhakeme usulünün uygulanmasını teklif ederek belirlediği yaptırımları açıklamaktadır. Bu suretle belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya ertelenebilir. Şüphelinin teklifi müdafi huzurunda kabul etmesi şartıyla şüpheli, aynı gün mahkemeye yönlendirilir.
Mahkeme, şüpheliyi müdafi huzurunda dinledikten sonra suçun seri muhakeme usulü kapsamında kaldığı, şüphelinin usulün uygulanmasını özgür iradesiyle müdafi huzurunda kabul ettiği ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varır ise talepnamede belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere hüküm kurmakta, aksi durumda talebi reddederek soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına göndermektedir.
Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz. Seri muhakeme usulü yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ile sağır ve dilsizlik hallerinde uygulanmaz.
Sulh
İdari işlem ve eylemler nedeniyle zarara uğradığını düşünen kişilerin idari yargı yoluna başvurmadan önce idare ile sulh yoluna müracaat edebilmesi mümkündür. Sulh yoluna başvuru ilgilinin tercihine bağlı olup, zorunlu bir başvuru yolu değildir. Sulh başvurularının kabul edilmesi üzerine başvuruda bulunana davet yazısı gönderilerek sulh tutanağını imzalaması istenir ve bu tutanak mahkeme kararı gibi kabul görür.
Ayrıca, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla yapılan bireysel başvurular İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından sonuçlandırılır. İnsan Hakları Tazminat Komisyonu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen ihlal kararlarının icrasına ilişkin görevleri yerine getirir.






