Ziynet Alacağı Davası
İçindekiler
- 1 Ziynet Eşyası Nedir?
- 2 Düğünde Takılan Para Ziynet Eşyası Mıdır?
- 3 Kişisel Mallar
- 4 Ziynet Alacağı Davası Nedir?
- 5 Ziynet Alacağı Davasının Şartları Nelerdir?
- 6 Ziynet Alacağı Davasını Kimler Açabilir?
- 7 Ziynet Alacağı Davası Nasıl Açılır?
- 8 Ziynet Alacağı Davası Dilekçesi
- 9 Ziynet Alacağı Davası; Kısmi Dava Mı? Belirsiz Dava Mı?
- 10 Ziynet Alacağı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 11 Düğün Takıları (Ziynet Eşyası) Davasında Harç
- 12 Ziynet Alacağı Davasında İspat Yükü Kimdedir?
- 13 Ziynet Eşyasının Boşanma Halinde Mal Paylaşımına Dahil Edilip Edilmeyeceği
- 14 Ziynet Alacağı Davasının Sonuçları Nelerdir?
- 15 Ziynet Alacağı Davası Ne Kadar Sürer?
- 16 Sonuç
Ziynet Eşyası Nedir?
Ziynet eşyası altın gümüş gibi değerli madenlerden yapılmış takı olarak kullanılan süs eşyalarıdır. Yani ziynet eşyası ne demek sorusuna şu cevapları vermek mümkündür: Bu kapsamda kolye, yüzük, bileklik, altın kemer, kelepçe bileklik, küpe gibi birçok takı ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir. Çeyrek altın, yarım altın, tam altın gibi eşyalar nitelikleri itibariyle süs eşyası olarak takılmadığından aslında ziynet eşyası olarak kabul edilmemektedir.
Ancak bu noktada Yargıtay içtihatlarında bir farklılık görülmektedir. Zira Yargıtay; ziynet eşyasını tanımından daha geniş yorumlamakta ve çeyrek, yarım, tam altın gibi eşyaları da ziynet eşyası davası kapsamında istenebilecek eşyalar arasında kabul etmektedir.
Düğünde Takılan Para Ziynet Eşyası Mıdır?
Ziynet eşyası yukarıda da ifade ettiğimiz üzere değerli madenlerden oluşturulmuş takılardır. Bununla beraber çeyrek altın, yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını da Yargıtay tarafından ziynet eşyası olarak kabul edilmiştir. Kısacası düğünde takılan paralar ziynet eşyası olarak sayılmamaktadır.
“Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları, para kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.” (Hukuk Genel Kurulu 2017/1040 E., 2020/240 K.)
Yargıtay kararında belirtilen ifadesinin de ‘ziynet eşyaları ve para’ şeklinde olduğu görülmektedir. Bu kapsamda düğünde takılan paraların ziynet eşyası olarak sayılmadığının kabulü gerekmektedir.
Kişisel Mallar
TMK yasal mal rejimi başlıklı 202. maddesinde; “Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.”
Kanun hükmünde eşler arasında mal rejimine yönelik herhangi bir sözleşme yapılmamış olması halinde edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanacağı belirtilmiştir. Yani Türk hukukunda yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Edinilmiş mallara katılma rejimi gereği eşler evlilik sonrasında kazanmış oldukları mallar üzerinde yarı yarıya hak sahibi olacaklardır. Ancak bu hak sahipliğine kişisel mallar dahil değildir.
Kişisel mallar ise şunlardır:
- Eşlerden birinin şahsi kullanımına yarayan eşyalar
- Eşlerden birinin karşılıksız kazanma yolu ile kazandığı mallar
- Manevi tazminat alacakları
- Kişisel mal yerine geçen değerler
- Mal rejiminin başlangıcında eşlere ait olan mallar
- Miras yoluyla kazanılan mallar
Bir eşyanın kişisel mal sayılması, onun mal rejimi tasfiyesi sırasında diğer eşle yarı yarıya paylaştırılmasının önüne geçecektir. Yani düğünde takılan takıların kadının ‘kişisel malı’ olarak sayılması bu takıların mal rejimi tasfiyesi sırasında tamamının kadına ait olacağı sonucunu doğuracaktır.
Ziynet Alacağı Davası Nedir?
Ziynet, altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır. İnceleme konumuz bakımından ise, ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, çeyrek altın, yarım altın, cumhuriyet altını ve reşat altını da ziynet olarak değerlendirilmektedir.
Yargıtay, evlilik münasebetiyle hediye edilen ziynet eşyalarını, Türk Medeni Kanunu m. 220 uyarınca kadının kişisel malı olarak kabul etmektedir. Gerekçe ise, “düğün merasimi sırasında takılan ziynet eşyalarının, kadına bağışlanmış sayıldığı ve karşılıksız kazandırma niteliğindeki bu armağanların, TMK. m. 220/B.II uyarınca, kadının kişisel malı olmasıdır”. Buna göre ziynet eşyaları edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sırasında koca ile paylaşılmayacağı gibi, edinilmiş mal rejimi devam ederken de kadının tasarrufuna bırakılmıştır. Dolayısıyla kadının kişisel malı niteliğindeki ziynet eşyalarına koca tarafından el konulması durumunda ziynet eşyalarının iadesi/ziynet alacağı davası açılabilecektir.
Ziynet davası boşanma davasının ferisi niteliğinde olmadığından boşanma davasından önce, boşanma davası ile birlikte ve yahut boşanma davasından sonra açılabilecektir. Aynı şekilde ziynet davası mal rejiminin tasfiyesi sebebiyle katılma alacağı davasının da ferisi niteliğinde olmayan bağımsız bir davadır.
Ziynet Alacağı Davasının Şartları Nelerdir?
Ziynet alacağı davasının kabulü için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, iade talebinin varlığı, ziynet eşyasının varlığının ispat edilmesi ve ziynet eşyasının davacıda kalmadığının ispat edilmesidir.
Davacı eş, ziynet eşyasına ilişkin olarak mal rejimine bağlı olmaksızın talepte bulunabilir. Bu maksatla, ziynet alacağı, usulüne uygun şekilde açılmış bağımsız bir dava ile istenebileceği gibi, karşı dava yoluyla da ileri sürülebilir. Aynı şekilde, ziynet alacağı, boşanma davasına ilişkin dava dilekçesinde de talep edilebilir.
Ziynet Alacağı Davasını Kimler Açabilir?
Ziynet alacağı davası, kural olarak ziynet eşyası elinden rızası dışında alınan kimse tarafından açılabilir. Meselâ, eşinin fizikî şiddetine maruz kalıp evden ayrılan, hastaneye gittikten sonra ortak konuta dönemeyen, böylece evlilik birliği sırasında altınları bozdurulan ya da kayın hısımları tarafından ziyneti elinden alınan eş bu davayı açabilir. Ziynet alacağı davası kadın gibi erkek tarafından da açılabilir; ama uygulamada genellikle kadın tarafından açılmaktadır. Bahse konu davanın açılması için, tarafların eş statüsünde olmaları ise gerekmez.
Ziynet Alacağı Davası Nasıl Açılır?
Ziynet alacağı davası, ziynet alacağını talep eden kişi tarafından ziynet alacağının talep edildiği kişi davalı gösterilmek suretiyle, davalı tarafından el konulan ziynetlerin cins ve miktarları belirtilerek var ise düğün videosu ve fotoğrafları delil olarak eklenmek suretiyle hazırlanacak bir dava dilekçesi ile açılır. Ayrıca dava ile ziynet eşyalarının aynen iadesi, aynen iadesi mümkün olmaz ise ziynet eşyalarının dava tarihindeki değeri üzerinden tazminat olarak ödenmesi istenmelidir. Sadece ziynet eşyalarının aynen iadesinin talep edilmesi durumunda ziynetlere ulaşılamaması halinde hakimin talep ile bağlı olması sebebiyle dava reddedilecektir.
Ziynet Alacağı Davası Dilekçesi
Ziynet alacağı davası öncelikle görevli ve yetkili mahkemeye hitap edilerek başlanır. Davacının adı soyadı ve adresi ile davalının adı soyadı ve adresine dilekçede yer verilmelidir. Ziynet alacağı davası dilekçesinde konu kısmına davanın konusu yazılmalı, açıklamalar kısmında ise ziynet eşyalarının iadesine dair açıklamalara sıra numarası altında yer verilir. Deliller gösterildikten sonra talep sonucu kısmında mahkemeden talep edilen hususlar bildirilir.
Ziynetler, boşanma dava dilekçesi ile talep edilebileceği gibi ayrı bir dilekçe hazırlanarak ayrı bir dava şeklinde de talep edilebilmektedir. Ziynet alacağı dava dilekçesi, boşanma davası için hazırlanan dava dilekçesi ile oldukça benzer yapıda olmaktadır. Ancak ziynet alacağı davasında boşanma davasından farklı olarak harca esas değerin gösterilmesi ve somutlaştırma yükü gereğince talep edilen ziynet eşyalarının nevi ve cinslerinin tek tek belirtilmesi gerekmektedir.
Talep edilen ziynet alacağının açık olmaması ve ziynet eşyalarının özelliklerinin belirtilmemesi ciddi bir eksiklik olarak kabul edilmektedir. Bu tür durumlarda davanın açılmamış sayılmasına karar verilebilir. Ziynet alacağına ilişkin bedelin tam olarak bilinmemesi durumunda yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere kısmi dava yada belirsiz alacak davası açılıp; harca esas değerin de cüzi bir bedel olarak gösterilmesi mümkündür.
Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için “Ziynet Alacağı Dava Dilekçe Örneği” başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Ziynet Alacağı Davası; Kısmi Dava Mı? Belirsiz Dava Mı?
Düğün takılarına ilişkin açılan davanın kademeleri şekilde açılması mümkündür. Yani tarafların düğün takılarına ilişkin açtıkları davada talep kısmını şu şekilde düzenlemeleri mümkündür:
“3 adet 18 ayar bilezik, 12 yarım altın, 15 çeyrek altın, 2 kolyeden ibaret olan düğün takılarının aynen iadesine aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise takıların bedeli olan 500.000 TL’nin ödenmesine karar verilmesini talep etmekteyim”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107. maddesinde belirsiz alacak davasına ilişkin düzenleme mevcuttur. Kanun hükmüne göre davanın açılmış olduğu zamanda alacağın miktarının tam olarak belirlenememesi halinde belirsiz alacak davası açılabilecektir.
Kısmi dava ise aynı kanunun 109. maddesinde düzenleme alanı bulmuştur. İlgili maddeye göre talep konusunun bölünebilir olması halinde talebin sadece bir kısmının dava yoluyla ileri sürülmesi mümkün olacaktır.
Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere ziynet davalarının terditli şekilde açılması mümkündür ancak bununla beraber bu davaların belirsiz alacak davası şeklinde açılması mümkün değildir. Davanın kısmi dava olarak açılması önünde ise bir engel bulunmamaktadır.
Ziynet Alacağı Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme
Ziynet alacağına dair uyuşmazlıklar aile hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklardandır. Bu sebeple ziynet alacağı davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalara Asliye Hukuk Mahkemelerinde Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılır.
Yetkili Mahkeme
Ziynet alacağı davalarında yetkili mahkeme ise genel yetki kuralları doğrultusunda belirlenir. Bu sebeple ziynet alacağı davalarının davalının bulunduğu yerdeki mahkemede açılması gerekir.
Düğün Takıları (Ziynet Eşyası) Davasında Harç
Ziynet eşyaları genellikle altın, elmas, gümüş gibi değerli taşlar ve metallerden oluşur. Ziynet eşyalarının iadesi için açılacak dava sırasında, 2024 yılı itibarıyla, harç miktarı ziynetlerin değerine göre hesaplanır. Ziynet eşyalarının değerinin 68,31 ile çarpılması ve çıkan sonucun 4000’e bölünmesiyle bulunur. Örneğin 100.000 TL değerinde bir ziynet alacağı talebi olacaksa harç miktarı (100.000 x 68,31 / 4000) = 1.707,75 TL olacaktır.
Ziynet Alacağı Davasında İspat Yükü Kimdedir?
Ziynet alacağı davasında iki hususun önemlidir. Bunlar, ziynet eşyasının varlığı ile kimden kaldığının ispatıdır. İlk olarak, ziynet eşyasının varlığı ispat edilmelidir. Uygulamaya göre bu konudaki ispat yükü genellikle iadeyi talep eden taraf durumundaki davacıya aittir. Bunun için düğün fotoğrafları düğün videolarından ve tanık beyanlarından yararlanılabilir.
Yargıtay’a göre, ziynet alacağı davasında davacının ziynet eşyasının varlığını ispat etmesi yeterli değildir; Ayrıca, bunların kendisinde bulunmadığını da ispat etmesi gereklidir. Yargıtay’a göre, normal şartlarda ziynet eşyasının kadının üzerinde olduğu kabul edilmektedir. Davacı, ziynet eşyasının varlığını ve evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını; yani götürülmesine engel olunup evde kaldığını ispat etmesi gereklidir.
Aynı şekilde, davacı kadın, ziynet eşyasının davalı kocası tarafından elinden alınıp satıldığını veya şahsi mal alımı gibi harcamalarda kullanıldığını ya da kendi banka hesabına yatırıldığını ispatlayabilir. Bu hususlar, tanık dahil her tür delille ispat edilebilir.
Yargıtay’a göre, bazı hallerde kadının ziynet eşyasını beraberinde götürmesi hayatın olağan akışına aykırı olup, ziynet alacağı davası kabul edilmelidir. Meselâ, fizikî şiddete uğrayarak veya kovularak evden ayrıldığını ispatlayan kadın bakımından durum böyledir. Bu takdirde, davacı kadının evden ayrılırken altınları da beraberinde götürdüğüne ilişkin ispat külfeti davalıya aittir. Aynı şekilde, ziynet eşyası kasada olan; ama, bunun anahtarı kendisinde bulunmayan kadının durumu da böyledir.
Sonuç olarak, düğünde takılan ziynet eşyası koca tarafından sonradan bozdurulup çeşitli amaçlarla kullanılmış olabilir. Böyle bir durumda, Yargıtay’a göre, davalı (koca), bozdurulan ziynet eşyasının karşılığını nakdî olarak davacıya (karısına) iade etmek zorundadır. Örneğin, düğün borçları, araç veya taşınmaz alımı, kocanın şahsî borçları, kayın hısımlarının borçları, kira borçları, evin ihtiyaçları, işyeri açmak, sağlık giderleri, balayı ve evlilik birliğinin borçları için bozdurma bu kapsamdadır. Bu durumun istisnası ise, davalı koca tarafından ziynet eşyasının geri istenmemek üzere kendisine verilmiş olduğunu ispatlanmasıdır.
Ziynet Eşyasının Boşanma Halinde Mal Paylaşımına Dahil Edilip Edilmeyeceği
Düğün takıları kişisel mal olarak kabul edildiği için boşanmada mal paylaşımı hesaplamasına da dahil edilemez.
Düğün takılarının evlilik içinde ortak ihtiyaçlara veya düğün masraflarına harcanması, takılarla borcun ödenmesi gibi nedenlerle elden çıkması halinde dahi kadının boşanma halinde düğün takılarını eşinden talep hakkı vardır. Kadın, özgür iradesiyle düğün takılarını “iade edilememek” şartıyla erkeğe vermişse, artık takıları geri isteyemez. Ancak erkek, takıların iade edilmemek üzere kadın tarafından kendisine verildiğini ispatlamak zorundadır.
Düğünde takılan takı paraları ve ziynet eşyaları, taraflar arasında aksine bir anlaşma yoksa kadına ait sayılır. İade edilmeme koşuluyla verildiği kanıtlanmadıkça; bunların koca tarafından borçları için bozdurulup harcanması; onu iade borcundan kurtarmaz. Davacı-davalı koca, kadının takı ve ziynet alacağı taleplerine verdiği cevapta “onların hepsinin nişan, düğün ve ev eşyası borçları için kullanıldığını’’ beyan ve kabul etmiş; takı parasının, kadın tarafından iade edilmemek üzere kendisine verildiğini de ispatlayamamıştır. Bu nedenlerle, kadının takı parası talebine ilişkin davasının kabulü gerekir (Y2HD-K.2014/26223).
Ziynet Alacağı Davasının Sonuçları Nelerdir?
Ziynet alacağı davası için mahkemece hüküm kurulurken dava dilekçenizde taleplerinize bağlı olarak hüküm kurulacaktır. Yapılması gereken öncelikle ziynet eşyalarının aynen iadesi, ziynetler elde bulunmuyorsa bedelinin hesaplanarak iadesi istenmelidir. Mahkeme, davacının ziynetlerine Davalı tarafça el konulduğu ve iadesi gerektiği hususunda kanaate varırsa; Bu davalarda dava konusu edilen ziynet eşyaların bedeli dava tarihindeki bedele göre belirlenir. Ziynet eşyalarının dava tarihindeki bedeline, dava tarihinden itibaren faiz işlenerek ödenmesine karar verilir.
Ziynet Alacağı Davasında Zamanaşımı Var Mıdır?
Ziynet alacağı davası ile talep edilen ziynetler davalının zilyetliğinde bulunuyorsa, yani dava sırasında düğün takıları mevcutsa aynen iadesi için açılan davaya “istihkak davası” denilmektedir. Ziynet eşyasının aynen iadesine ilişkin istihkak davası açmak herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir, dava her zaman açılabilir.
Düğün takıları, davanın açıldığı sırada mevcut değilse ve davacı tarafından ziynet eşyasının aynen iadesi mümkün olmadığı için bedeli talep edilmişse, dava açma süresi 10 yıldır (TBK m.146). Çünkü, ziynet eşyasının aynen iadesi talebi zamanaşımı süresine tabi olmayan bir istihkak davası iken, bedelinin ödenmesi talebi 10 yıllık zamanaşımına tabi tazminat davası niteliğindedir. Ziynet eşyalarının bedelini talep halinde 10 yıllık zamanaşımı süresi, boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren başlar.
Ziynet Alacağı Davası Ne Kadar Sürer?
Ziynet alacağı davalarında süre mahkemenin yoğunluğuna ve dosyanın kapsamına göre değişebilmektedir. Adalet Bakanlığı tarafından yargıda hedef süreler belirlenmiştir. Bu süreler davanın konusu ve niteliği uyarınca belirlenmiş olup İstinaf ve Yargıtay aşamaları bu süre içinde değerlendirilmez. Pratik uygulamalara göz atıldığında;
- Dilekçelerin tam ve eksiksiz olması
- Tanıkların dinlenilmesi
- Bilirkişi raporunun dosyaya kazandırılması gibi tahkikat işlemleri davanın süresini etkilemektedir.
Genel ortalamalara bakıldığı zaman babalık davalarının ortalama olarak 9 ay ila 12 ay arasında sonuçlandığı söylenebilir. Ancak bir davanın en kısa süre içerisinde sonuçlanması doyanın yakından takip edilmesi ile birebir ilgilidir. İyi bir dosya takibi davanın gereksiz uzamasını engellemektedir.
Sonuç
Ziynet alacağı davasında ispat yükü, TMK gereğince davacıya aittir. Hem ziynetlerin varlığının ispatı hem ziynetlerin davalıda kaldığının ispatını kapsamaktadır. Yargı kararlarında, hayatın olağan akışında, ziynet eşyasının zilyetliğinin erkeğe terk edilmesinin istisnai bir durum olduğu ,asıl olanın ziynet eşyasının kadının üzerinde olması ya da evde muhafaza edilmesi olduğu ifade edilmektedir. Aksini ispat yükü, davacı kadın eşe aittir. Ziynet alacağı davası için sürecin bir avukat vasıtasıyla yürütülmesinde son derece yarar vardır. Hak kaybına uğramamak için bizimle İLETİŞİM geçiniz.






